“Siyasetin Aynası Kırıldıysa, Herkesin Yüzü Çizilir”
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

“Siyasetin Aynası Kırıldıysa, Herkesin Yüzü Çizilir”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir ülkenin siyaseti çürümeye başladığında önce kelimeler kirlenir.
“Dava” denir, rant çıkar.
“Hizmet” denir, ihale kokar.
“Ahlak” denir, mikrofon kapanınca herkes birbirinin dosyasını açar.

Bugün Türkiye’de yaşanan tam olarak bu.

Bir tarafta Cumhuriyet’in kurucu partisi olduğunu söyleyen bir yapı…
Diğer tarafta 23 yıldır devleti yöneten ve artık devletle parti arasındaki çizgiyi buharlaştırmış bir iktidar…

Ama en acısı ne biliyor musunuz?
Halk artık hiçbirine şaşırmıyor.

Çünkü toplumun sinir uçları köreltildi.
Yolsuzluk iddiası duyuluyor, insanlar çay karıştırmaya devam ediyor.
Kaset çıkıyor, tweet atılıyor, ertesi gün unutuluyor.
Siyaset artık ideolojilerin değil; algı mühendislerinin, ekran savaşçılarının ve sosyal medya trollerinin arenasına döndü.

CHP içindeki tartışmalar ise artık parti içi muhalefet olmaktan çıktı.
Bu; birbirinin sırtını yıllarca sıvazlayan kadroların, güç dağılımı bozulunca birbirine mikrofon doğrultma savaşıdır.

Düne kadar aynı masada oturanlar bugün birbirine “çete”, “ihanet”, “tasfiye”, “rezillik” diyor.
İnsan ister istemez soruyor:

Madem bunların hepsi vardı, neden sustunuz?
Yok eğer bugün söylenenler siyasi hesaplaşmaysa, o zaman bu ülkenin seçmeni yıllardır tiyatro mu izledi?

Türkiye’de artık partiler değil, klikler yarışıyor.
Rozetler sabit ama pozisyonlar rüzgâra göre dönüyor.
Eskiden insanlar partisinden istifa ederdi.
Şimdi karakterinden istifa ediyor.

Bir başka tehlikeli nokta da şu:
Siyasi rekabet yerini “parti yok etme” arzusuna bırakıyor.

Bir partinin kapanmasını istemek demokrasi değil; rövanş duygusudur.
Bugün CHP’ye isteyen, yarın başka partiye ister.
O kapı bir kez açılırsa kimse güvende kalmaz.

Demokrasi dediğin şey tam da hoşlanmadığın insanların da siyaset yapabilmesidir.

Mahkeme koridorlarından iktidar devşirme hayali kuranlar şunu unutuyor:
Sandığın zayıfladığı yerde devlet güçlenmez, kaos büyür.

Ama CHP’nin de dönüp aynaya bakması gerekiyor.
“Bize operasyon çekiyorlar” cümlesi artık tabanı bile ikna etmiyor.
Çünkü toplum şunu soruyor:

Bu kadar iddia varsa neden şeffaf soruşturma yok?
Neden özeleştiri yok?
Neden herkes birbirini suçluyor ama kimse sorumluluk almıyor?

Siyaset bazen kaybetmeyi bilme sanatıdır.
Koltuğu bırakmamak uğruna partiyi yangın yerine çevirmek ise liderlik değil, siyasi bencilliktir.

Türkiye’nin ihtiyacı yeni bir kavga değil.
Yeni bir siyasi ahlak.

Çünkü bu ülke artık birbirine bağıran siyasetçiler görmek istemiyor.
Evine et götüremeyen baba, kira yetiştiremeyen genç, markette hesap yapan anne için;
Ankara’daki koltuk savaşlarının hiçbir romantizmi kalmadı.

Ve halk artık şunu çok net görüyor:

Siyasetçinin ilk sadakati partisinde değil, çıkarındaysa…
Millet eninde sonunda hepsine aynı cümleyi kurar:

“Bizi değil, kendinizi düşündünüz.”

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *