"CHP’de Hukuk mu, Hesap mı?"
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

"CHP’de Hukuk mu, Hesap mı?"

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

"Türkiye Siyasetinin Mutfağı: Rant, İhale ve Makam Kavgası"

Her veliahtın omuzlarında bir tahtın ağırlığı vardır; ama asıl sınav, kalbinin yükünü taşıyabilmektir. Veliaht’ın hikâyesi 15 temmuzda başlıyor ve siyasi tarih artık eskisi gibi olmayacak.

Siyasetin sahada bir profesyonelliği olabilir. Ama siyasetin doğuşunda, köklerinde burjuva ile işçinin, emek ile sermayenin kavgası vardır. Anadolu takımı-İstanbul takımı, Batı-Doğu ekseni derken işin aslı şu: Türkiye siyasetinin mutfağında rant, ihale, mevki ve makam kavgası var.

Unutmayın, şirazesi kaymış siyaseti ve siyasetçileri er ya da geç hukuk doğru yola sokar. Bir tarafta rant ve ikbal hesapları, diğer tarafta alın teriyle mücadele edenler var. Bu, adeta aile içi bir meseleye dönmüş durumda.

Ve gelelim sıcak gündeme:
CHP’de olağanüstü kurultay başvurusu tartışması. Parti Tüzüğü’nün 48. maddesi açık: 15 günlük bekleme süresi dolmadan hiçbir işlem yapılamaz. İmzalar 4 Eylül’de toplanmaya başladıysa, 15 günlük süre 19 Eylül’de dolacak, Ve imzalar Genel Başkanlığa teslim edildikten sonra kurultay toplanabilecek en erken tarih 6 Ekim’dir. Yani 6 Ekim’den önce yapılacak bir olağanüstü kurultay, tüzüğe aykırıdır, yok hükmündedir.

Bu kadar net bir hukuk maddesi varken, siyasetin içinde dönen hesaplara ne demeli?

Gazeteciler ve Partili Troller

Türk medyasında yazı işlerinde çalışan bir gazeteciysen, sempati duyduğun partide yanlış görsen bile çoğu zaman susarsın.
“Partime zarar vermeyeyim, AKP’nin ekmeğine yağ sürmeyeyim” dersin.
Ya da diğer cenahta, “CHP’ye koz vermeyeyim” diye kendini tutarsın.

Sonuç? Otosansür.

Otosansür sadece gazeteciyi değil, memleketi de hasta ediyor. Partilerdeki hatalar örtülüyor, yanlış yapanlar korunuyor. Üstelik bunu “memlekete zarar vermemek” adına yaptığını zannediyorsun.

Oysa gazeteci dediğin yanlı olmaz, yandaş hiç olmaz. Hak, hukuk, adalet diyorsan; üyeni yok sayan, genel kurulu geciktiren, tabanın iradesini gasp edenleri de yazarsın. Susmak ne zamandır bir çözüm oldu ki?

“Şimdi zamanı mı?” diyenlere cevabım net:
Susmanın hiçbir zaman zamanı değil. Eğriye eğri, doğruya doğru. Yanlışı yazacaksın, yanlı olmayacaksın.

CHP’ye Düşen

Bugün partide Hikmet Çetin gibi duayen isimlerin yeniden sahaya sürülmesi boşuna değil.
Bu bir “Silivri planı”, bu bir koltuk senaryosu. Kılıçdaroğlu alacağına “Hikmet ağabey” alsın, sonra “bize versin” hesabı. Ama koltuğa oturan bir kurdun kolay kalkmayacağını da unutmamak gerek.

CHP kişilere değil, kurumsal değerlere yaslanmalı.
Kimlerin siyaset yapacağı, bireysel hesaplarla değil; partinin ilkeleriyle ve halka karşı sorumluluk anlayışıyla belirlenmeli. Eğer “değişim” diyerek yalnızca koltuk hesabı yapanlar varsa, onlar gerçekten de bu partinin geleceğinde olmamalı.

Çifte Standart Değil, İlke: Siyasette ve Medyada Dik Duruşun Sınavı 

Siyaset, en kaba tanımıyla toplumun çıkarını gözetme sanatıdır. Fakat sahada profesyonelce yürütülen bu işin doğasında, tarihsel olarak, iktidar, rant ve emek mücadelesi gibi temel çelişkiler yatar. Anadolu ile İstanbul, Batı ile Doğu arasındaki endüstriyel mutfakta pişen; ihale, mevki ve makam kavgaları, bu çelişkinin güncel tezahürlerinden sadece biridir. Unutmamak gerekir ki, şirazesi kaymış her siyaset ve siyasetçi, er ya da geç, nihai olarak hukukun süzgecinden geçerek doğru yola sokulur.

Ancak bu düzelmenin olabilmesi için hukukun üstünlüğünü savunanların öncelikle kendi içlerinde bu ilkeyi titizlikle uygulaması şarttır. Bir partinin tüzüğünün 48. maddesi açıkken, "değişim" naraları eşliğinde olağanüstü kongre sürecini tüzüğe aykırı şekilde yürütmeye kalkmak, "hak, hukuk, adalet" söylemleriyle yüzde yüz çelişen bir tablo ortaya koyar. 15 günlük bekleme süresi hukukun bir gereğidir; onu çiğneyerek varılacak bir "yeni başlangıç", en başından lekeli ve gayrimeşru olacaktır.

İşte tam da bu noktada, medyanın ve kamuoyunun vicdanı olması beklenen gazeteciler, yazarlar ve aydınlara büyük bir sorumluluk düşüyor. Ne yazık ki, günümüz Türkiye'sinde bu sorumluluk, çoğunlukla "parti çizgisi" adı altında uygulanan oto sansürle gölgeleniyor. İster CHP'ye ister AKP'ye yakın olsun, "Şimdi sırası mı?", "Partime zarar vermeyeyim," "Rakibin ekmeğine yağ sürmeyeyim" mantığı, en temel gazetecilik ilkesi olan tarafsızlığı ve gerçeği haber verme işlevini yok ediyor.

Oysa gerçek gazeteci, parti üyesi gibi davranmaz. Asıl görevi, gördüğü yanlışı, hangi taraftan gelirse gelsin, cesaretle yazmaktır. "Hak, hukuk, adalet" diye ortalığı inleten bir partinin içindeki hukuk ihlallerini deşifre etmek, gazeteciliğin en namuslu vazifesidir. Rakibe "diktatör" diyenlerin kendi içlerinde demokrasiyi askıya alan keyfi uygulamalarını yazmamak, sadece o partiyi değil, nihayetinde tüm ülkenin demokratik geleceğini zedeler.

Bu anlamda, Cumhuriyet yazarı Zülal Kalkandelen gibi isimler, bir elin parmakları kadar az kalan, ilkeli duruşun nadide örnekleridir. Onlar gösteriyor ki, mesele "yanlış" olanı yazmaktır; "yanlı" olmak değil. Eğriye eğri, doğruya doğru demek, zamanlama hesabı yapmaz. Susmanın hiçbir zaman zamanı değildir.

Parti içlerinde ise, dürüst insanların örneğinde olduğu gibi, konuşarak ve yazarak düzeltmeye çalışıp sonunda umudunu yitiren binlerce idealist yurtsever var. Bu tablo, içinde bulunduğumuz zamanın acı bir gerçeğidir: Artık siyaset çoğu zaman vatan ve millet için değil, makam, mevki ve rant için yapılıyor. Bu insanları yurtseverliğe döndürmek neredeyse imkansız. Bu nedenle asıl çözüm, kurumsal değerlere sıkı sıkıya bağlanmak, kişi hesaplarının değil, ilkelerin ve halka hesap verme sorumluluğunun partiyi yönetmesini sağlamaktan geçer.

Siyaset ve Hukuk: CHP'nin İç Mücadelesi

Siyasetin doğası gereği karmaşık ve dinamik olduğunu biliyoruz. Ancak, bu karmaşanın içinde en belirgin olanı, burjuva emek aristokrat-işçi mücadelesidir. Anadolu takımları ile İstanbul takımları arasında süregelen çekişme, rant ve ihale kavgası, siyasetin kirli yüzünü gözler önüne seriyor. Unutulmamalıdır ki, siyasetteki çarpıklık ve yanlışlar, er ya da geç hukuk tarafından düzeltilecektir.

Olağanüstü Kurultay Süreci

CHP'nin tüzüğüne göre, olağanüstü kurultay için gereken imzaların toplanması ve teslim edilmesi süreci oldukça nettir. Parti Tüzüğü'nün 48. maddesi, imzaların 15 günlük bekleme süresi tamamlanmadan hiçbir işlem yapılamayacağını belirtmektedir. Bu durumda, imzaların 4 Eylül'de toplanmaya başlanmasıyla birlikte, 15 günlük süre 19 Eylül'de dolacak ve imzaların teslim edilmesi için en erken tarih 6 Ekim olacaktır. Bu süreç, tüzüğe aykırı bir olağanüstü kurultay çağrısının geçersiz olduğunu ortaya koymaktadır.

Medya ve Gazetecilik

Türk medyasında gazetecilik, çoğu zaman parti üyesi gibi davranmaktan öteye gidemiyor. Partiye olan bağlılık, gerçeklerin yazılmasını engelliyor ve bu da hem partilere hem de topluma zarar veriyor. Gazeteciler, "hak, hukuk, adalet" diye haykıranların hukuksuzluklarını deşifre etmelidir. Susmak, hiçbir zaman çözüm değildir; eğriye eğri, doğruya doğru demek gerekmektedir.

Değişim ve Gelecek

CHP içinde yaşanan değişim talepleri, çoğu zaman kişisel çıkarlarla sınırlı kalıyor. Eğer parti, bireysel hesaplarla değil, kurumsal değerlerle yönetilirse, geleceği daha sağlam temellere oturtabilir. Hikmet Çetin gibi deneyimli isimlerin sahaya sürülmesi, partinin geleceği açısından önemli bir strateji olabilir. Ancak, bu tür adımların arkasındaki niyetler sorgulanmalıdır.

Sonuç Ve Son Söz:

Makam, mevki, menfaat için eğilenler dik duranları sevmez.
Ve dik duranlar, her zaman yalnızdır.
Ama biz dik durmaya devam edeceğiz.

Çünkü bu ülkede hukukun üstünlüğü hâlâ tek çare.
Bağımsız Türk yargısı, er ya da geç bu sorunların hepsini çözecek.
Başka yolu yoktur!

🗨️ Günün Dileği:


Günümüz aydın, yarınlarımız umut dolu olsun.

Sonuç olarak, CHP'nin geleceği, hukukun üstünlüğü ve adalet anlayışıyla şekillenecektir. Makam, mevki ve menfaat peşinde koşanların değil, gerçek yurtseverlerin öne çıkması gerekmektedir. Dik durmak ve eğilmemek, bu süreçte en önemli ilkedir. Günümüz Türkiye'sinde aydınların ve yurtseverlerin sesi olmak, geleceğimiz için kritik bir öneme sahiptir. Umut dolu yarınlar için mücadele etmeye devam etmeliyiz.

 

✍️ Sağlıcakla Kalın  

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *