CHP'de Kriz Derinleşiyor: Kayyum, İç Çekişmeler ve Tarihsel Dersler
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

CHP'de Kriz Derinleşiyor: Kayyum, İç Çekişmeler ve Tarihsel Dersler

YAYINLAMA:

CHP’de Krizi Aşmanın Yolu: Sağduyu, Mücadele ve Tarihsel Dersler

Bugün CHP’ye yapılan kayyum müdahalesi, sadece bir partiye değil, demokrasiye doğrudan bir darbedir. Bu, açık bir irade gasbıdır. Ama dürüst olalım: Kongrelerde parayla, şaibeyle, kulis oyunlarıyla yol almak da bir başka tür irade gasbıdır. Eğer samimiysek, hem dışarıdan gelen darbeye hem içerideki yozlaşmaya aynı kararlılıkla karşı çıkmalıyız.

Ne zaman kriz yaşansa, yıllarca bu partiyi taşıyan Kemal Kılıçdaroğlu’na en ağır hakaretler ediliyor. Oysa eleştiri haktır, hakaret değildir. Diğer yandan 6,5 ay genel başkanlık yapmış Hikmet Çetin’in MHP Genel Merkezi’nde Bahçeli ile yaptığı görüşmelerin sorgulanmaması nasıl açıklanır? Birine dokunulmazlık tanıyıp diğerine ağır sözler söylemek samimiyet değil, ikiyüzlülüktür.

Bugün partimizin iradesi bellidir: Seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel. Çok başlılık disiplinsizlik, disiplinsizlik de yıkımdır. Kayyum tartışmalarını “kim olursa olsun, yeter ki bizimki olsun” mantığıyla ele almak, partiyi kişisel hesaplara teslim etmektir.

Arkadaşlar, şunu unutmayalım: CHP’nin yaşadığı bu kriz, Türkiye’nin yaşadığı tarihsel kırılmaların bir yansımasıdır. Cumhuriyet rejimi uzun süredir boşaltılıyor, laiklikten uzaklaşıyoruz, adı konulmamış bir İslam Cumhuriyeti’ne sürükleniyoruz. Bu bir karşı devrimdir. Atatürk’ten sonra da, 1950’den itibaren de hep vardı. 12 Eylül faşist darbesi ise örgütlü solun, sendikaların ve CHP’nin üzerine ağır bir balyoz gibi indi. Partimiz kapatıldı, yöneticilerimiz katledildi. Ama mücadele bitmedi.

Gezi Direnişi, CHP’nin halkla yeniden buluşmasının miladı oldu. Bugün de yargı darbesine rağmen CHP sokaktaysa, bu kazanımın kıymetini bilmeliyiz.

Unutmayalım: Her eleştiriyi “Saray’ın adamı” diye yaftalamak partiyi çürütür. Eleştiri üyelik sorumluluğudur. Farklı düşünebiliriz, ama aynı gemideyiz.

Alman Papaz Niemöller’in sözleri bize ışık tutuyor:

“Önce sosyalistleri topladılar, sesimi çıkarmadım çünkü sosyalist değildim…
Sonra sendikacıları topladılar, sesimi çıkarmadım çünkü sendikacı değildim…
En sonunda beni almaya geldiler, ses çıkaracak kimse kalmamıştı.”

Bir haksızlığa karşı çıkmak için şucu ya da bucu olmaya gerek yok; insan olmak yeterlidir.

Bugün iktidar CHP’yi parçalayarak muhalefeti susturabileceğini sanıyor. Ama bilmiyorlar ki partiler sadece bir araçtır. CHP kapatılsa bile, toplumsal muhalefet akar, yolunu bulur. Tarih defalarca kanıtladı: Halkı susturamazsınız.

CHP ya ilkeli, örgütlü, kolektif akılla donanmış bir parti olacak ya da tarihsel körlüğün kurbanı. Seçim bizimdir: Ya mücadele edeceğiz ya da teslim olacağız.

CHP’de Kriz: Mücadele mi, Teslimiyet mi?

CHP’ye kayyum atanması demokrasiye darbedir; ama kongrelerde şaibe ve rüşvetle yol almak da haktır gasbıdır. Samimi olmak, hem dışarıdan gelen darbeye hem içerideki yozlaşmaya karşı çıkmaktır.

Partimizin meşru Genel Başkanı Özgür Özel’dir. Çok başlılık disiplinsizliktir; kişiler üzerinden kavga partiyi güçlendirmez. Tarih bize gösterdi: Halkın sesi susturulamaz. CHP kapatılsa bile muhalefet akar, yolunu bulur.

Eleştiri haktır, hakaret değil. “Saray’ın adamı” yaftasıyla birbirimizi susturmak iktidarın işine yarar. CHP’nin önünde tek seçenek var: Kolektif akılla, örgütlü mücadeleyle ayağa kalkmak. Ya mücadele edeceğiz ya da teslim olacağız.

CHP’ye kayyum atanması demokrasiye açık bir darbedir. Ama dürüst olalım: Kongrelerde para ve şaibeyle yol almak da irade gasbıdır. Samimiyet, hem dışarıdan gelen darbeye hem içerideki yozlaşmaya karşı çıkmaktır.

Bugün partimizin meşru Genel Başkanı Özgür Özel’dir. Çok başlılık disiplinsizlik, disiplinsizlik de yıkımdır. Kişiler üzerinden kavga, partiyi güçlendirmez; sadece zayıflatır.

Cumhuriyet rejimi uzun süredir boşaltılıyor, laiklik adım adım tasfiye ediliyor. 12 Eylül’ün karanlığından Gezi’ye uzanan mücadele çizgisi bize gösterdi: Halkın sesi susturulamaz. CHP kapatılsa bile muhalefet akar, yolunu bulur.

Unutmayalım: Eleştiri haktır, hakaret değil. “Saray’ın adamı” yaftasıyla partilileri susturmak, ancak iktidarın işine yarar.

Bugün CHP’nin önünde tek seçenek var: Kolektif akılla, örgütlü mücadeleyle ayağa kalkmak. Ya mücadele edeceğiz ya da teslim olacağız.

CHP’de Kriz: İhanete Karşı Direniş Zamanı

Bugün CHP’nin içine kayyum eliyle yapılan müdahale, sadece bir partinin değil, Türkiye’de demokrasinin boğazına geçirilmiş bir ilmekten ibarettir. Evet, bu bir irade gasbıdır! Ama unutmayın: kongrelerde para çantaları dolaştırarak, delegeleri satın alarak kazanılan zafer de irade gasbıdır. Hak gasbının adı değişse de özü aynıdır.

Düşman dışarıda olduğu kadar içeridedir de! Dün 13 yıl boyunca bu partiyi sırtlayan Kemal Kılıçdaroğlu’na en ağır hakaretleri edenlerin, bugün Hikmet Çetin’in MHP koridorlarındaki görüşmelerine tek kelime etmemesi neyin samimiyetidir? Bahçeli’nin kapısına giden Çetin’e methiyeler düzerken, Kılıçdaroğlu’na küfredenlerin samimiyetine inanabilir miyiz?

Bu partinin iradesi, kişisel pazarlıklarda değil; seçilmiş Genel Başkan’ın, Özgür Özel’in iradesindedir. Çok başlılık disiplinsizliktir, disiplinsizlik ihanettir!

Bugün iktidarın hedefi açıktır: CHP’yi parçalamak, bölmek, işlevsizleştirmek. Emperyalizmin ve işbirlikçilerin en eski taktiği budur: Böl, parçala, yönet! Eğer biz bu oyuna gelirsek, asıl ihaneti kendi elimizle yapmış oluruz.

CHP ya direnecek ya da tarihe gömülecek. Üyeler ya ayağa kalkacak ya da teslim olacak. Başka seçenek yok!

Krizi Aşmak İçin Sağduyu ve Dayanışma

Sevgili Cumhuriyet Halk Partililer,

İstanbul İl Başkanlığı’na kayyum atanması, demokrasiye vurulmuş ağır bir darbedir. Ancak içimizdeki tartışmalarda da aynı özeni göstermeliyiz. Kongrelerde şaibe iddiaları, rüşvet söylentileri, birbirimize güvenimizi zedeleyen dedikodular... Bunlar hepimize zarar veriyor.

Şunu unutmayalım: Kemal Kılıçdaroğlu bu partiyi 13 yıl boyunca taşıdı. Eleştirebiliriz, ama hakaretle değil. Hikmet Çetin de bu partinin eski Genel Başkanıdır. Onu da sorgulayabiliriz, ama adaletle. Kişiler üzerinden kavga ederek bir yere varamayız.

Bizim yol haritamız açık olmalı: Genel Merkez seçilmiş Genel Başkan Özgür Özel’in önderliğinde yoluna devam etmeli. Çok başlılık bizi dağıtır, disiplin bizi toparlar.

Bugün iktidar, CHP’yi parçalayarak yol almak istiyor. Biz ise birleşerek, dayanışarak kazanabiliriz. “Sen şucusun, ben bucu” diyerek birbirimizi ötekileştirmek yerine, ortak değerlerimize sarılmalıyız: Cumhuriyet, laiklik, demokrasi, özgürlük…

Alman Papaz Niemöller’in sözleri bize ders olmalı: “Haksızlık kime yapılırsa yapılsın, susmak hepimizi bitirir.” Biz susmayacağız, dayanışacağız, birlikte mücadele edeceğiz.

Unutmayalım: Bu krizden ancak sağduyu, empati ve kolektif akılla çıkabiliriz.

CHP Krizi ve Tarihsel Körlük: Dünden Bugüne Dersler

Cumhuriyet Halk Partisi’nin bugün yaşadığı kriz, aslında yeni değil; Türkiye siyasal hayatının tekrar eden kırılma noktalarından biridir.

Cumhuriyet rejimi uzun yıllardır adım adım boşaltılıyor. Laiklikten uzaklaşarak “adı konulmamış bir İslam Cumhuriyeti”ne doğru sürükleniyoruz. Bu süreç, Atatürk döneminden sonra da çeşitli biçimlerde devam etti. 1950’lerden itibaren CHP yönetimleri, “ordu var, yargı var, anayasa var” diyerek kendilerini kandırdı. Oysa 12 Eylül 1980 darbesi, sadece sol hareketleri değil, CHP’yi de kapatarak siyasetin bütün damarlarını kesti.

12 Eylül öncesi devrimciler, sosyalistler, sendikacılar bedel ödediler. CHP yöneticileri katledildi. Parti kapatıldı. Ama o mücadele, toplumsal hafızada iz bıraktı. 12 Eylül sonrası CHP, kitlesel eylemlerin öncüsü değildi. Ta ki Gezi Direnişi’ne kadar. Gezi, CHP’nin kitlelerle yeniden buluşmasını sağladı.

Bugün yaşanan “yargı darbesi” de aynı zincirin halkasıdır. İktidar, partileri kontrol ederek toplumsal muhalefeti susturabileceğini düşünüyor. Oysa partiler araçtır, muhalefet ise akıp yolunu bulur. CHP kapatılsa bile seçmen kapanmaz.

Buradan çıkarılacak ders şudur: Krizi yalnızca “kayım atandı” ya da “kongrede şaibe oldu” gibi yüzeysel başlıklarla açıklayamayız. CHP’nin iç disiplini, kolektif aklı ve tarihsel rolü yeniden inşa edilmedikçe, bu krizler tekrar eder.

Sağlıcakla kalın.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *