ESNAFLAR KÖŞESİ Işık Erken Yanar, Dert Geç Kapanır
Bu köşe sabah kepenk sesiyle açılır.
Çay demlenir, hesap defteri açılır, umut raflara dizilir.
Ama müşteri kadar borç da içeri girer.
Esnaf dediğin;
Gülümser ama yorgundur.
“Hoş geldin” der ama içinden “bugün siftah olur mu” diye geçirir.
Elektrik faturasıyla kira arasında sıkışmış bir denge ustasıdır.
Rakamlar büyüdü, vitrinler küçüldü.
Maliyet uçtu, alım gücü yere çakıldı.
Etiket değişiyor ama kazanç yerinde sayıyor.
Kâr değil artık mesele, ayakta kalmak.
Esnaf ne teşvik peşinde koşar ne af.
İstediği çok net:
Öngörülebilirlik.
Adaletli vergi.
Nefes alacak bir ekonomi.
Zincir marketler her köşede,
Mahalle kültürü her gün biraz daha eksiliyor.
Oysa esnaf sadece mal satmaz;
Mahallenin nabzını tutar, güveni saklar, hatırı sayar.
Kepenk kapatan dükkân sadece ticaret değildir,
Bir hikâye kapanır,
Bir selam eksilir,
Bir sokak biraz daha sessizleşir.
Bu köşe romantik değil, gerçekçi.
Esnafın sırtına “sabret” yüklenerek ekonomi düzelmez.
Dayanmak bir strateji değildir.
Buradan açık konuşalım:
Esnaf giderse şehir yoksullaşır.
Sokak gider, ruh gider.
Bu köşe şunu yazar duvara:
Esnaf ayakta kalırsa toplum ayakta kalır.