Parklar Üzerinde Kişilere veya Gruplara Ayrıcalık Sağlanması

Parklar Üzerinde Kişilere veya Gruplara Ayrıcalık Sağlanması

YAYINLAMA:

Bir mahallede nefes alacak bir park alanı hayal edin. 

Kanunen bu alanın tapusu belediyede görünse de asıl sahibi, orayı çocukları oynasın, yaşlıları dinlensin diye kamuya bırakan mahalle halkıdır. 

Ancak son yıllarda pek çok mahallede benzer bir tabloyla karşılaşıyoruz. 

İnşaat projeleri bittikten sonra kamuya "park alanı" olarak terk edilen yerlere binalar dikiliyor ve bu binalar çeşitli dernekler tarafından merkez veya lokal olarak kullanılmaya başlanıyor.

​Peki, bu durum ne kadar yasal?

​Devletin denetim organı olan Sayıştay, belediyelerin bu tür uygulamalarına karşı oldukça net bir duruş sergiliyor. 

Sayıştay denetçilerine göre, bir alan imar planında "park" olarak ayrılmışsa veya kamuya park olarak terk edilmişse, o alanın asli görevi halka açık yeşil alan olmaktır.

​Bu alanlara bina dikip bir derneğe "lokal" olarak tahsis etmek, 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. ve 75. maddelerine açıkça aykırıdır. 

Belediye, kamu mülkünü belirli bir grubun özel kullanımına sunamaz; sunacaksa bile bunun çok katı şartları ve yasal ihale süreçleri vardır.

​Belediyelerin görevi, park alanlarını korumak ve halkın hizmetine sunmaktır. 

Bir derneğin, hangi amaçla kurulmuş olursa olsun, park alanındaki bir binayı "özel mülkü" gibi kullanması usule ve yasaya terstir. 

Sayıştay’ın vurguladığı gibi; park fonksiyonu olan bir yerde özel dernek faaliyeti yapılamaz. 

Eğer bir alanın imar durumu değişmediyse, orası sadece kamu yararına, parkın işleyişine uygun şekilde kullanılabilir.

​Sonuç olarak; parklar mahallenin ortak nefesidir. 

Bu alanların derneklere veya özel oluşumlara lokal olarak verilmesi, sadece hukuki bir "usulsüzlük" değil, aynı zamanda mahallelinin hakkının gasp edilmesidir. 

Kamu mülkiyeti, kişisel ya da grupsal çıkarlar için değil, toplumun tamamı için korunmalıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *