Savunma Susarak Yapılmaz, Hayat da Öyle
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

Savunma Susarak Yapılmaz, Hayat da Öyle

YAYINLAMA:

 

Ceza davaları sandığımız gibi sadece cübbeyle duruşmaya girip iki cümle kurmak değildir.
Ceza davası bir satrançtır.
Hamle, hamleyi doğurur.
Zamanlama, kaderi değiştirir.

Soruşturma evresinde atlanan bir detay, kovuşturmada karşına duvar gibi çıkar.
Bir delil erken konuşursa yakar, geç konuşursa boğar.
Her dosya ayrı bir karakterdir; kimi suskundur, kimi bağırır.
O yüzden ezber savunmalar değil, dosyaya özgü bir akıl gerekir.
Ağır ceza yargılamalarında “küçük hata” diye bir şey yoktur.
Orada her hata büyür, ağırlaşır, insanın hayatına çöker.

Tecrübe dediğin sadece kanun maddelerini bilmek değildir.
Savcının niyetini okumak, kolluğun refleksini tanımak, hâkimin suskunluğunu anlamaktır.
Hukuku bilmek yetmez; hukukun nasıl uygulandığını görmek gerekir.
Savunma, sadece karşı çıkmak değil; süreci hukuken kontrol altına almaktır.
Gerçek güç burada başlar.

Ama mesele sadece adliye koridorlarında değil.
Siyaset de bugün benzer bir sınavdan geçiyor.

Bir zamanlar “hizmet” denilen şey, şimdi “çıkar” tabelasıyla dolaşıyor.
Halk yoksullukla boğuşurken, susanlar düzenin ortağı oluyor.
“Bana dokunmayan yılan” büyüdükçe, yılan sadece sokmakla kalmıyor, sarıyor.
Yanlışlara sessiz kalanlar, yanlışların sigortası haline geliyor.

Dürüst kalmak bu çağda zor.
Ama tam da bu yüzden kıymetli.
Temiz kalmak, köşeye çekilmek değil.
Temiz kalmak, doğru yerde durmak.

Bir kurtarıcı beklemek romantik bir masal.
Gerçek çözüm, aklına ve vicdanına sahip çıkan insanların çoğalması.
Sessizlik bozulduğunda korku küçülür.
Korku küçüldüğünde düzen sallanır.

Adliyede de hayatta da kural aynı:
Susarak savunma olmaz.
Görmezden gelerek adalet gelmez.

Birileri konuştuğunda değil,
çoğumuz konuştuğunda
bu düzen gerçekten değişir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *