Kartal’da Deprem Dönüşümü: Beton Değil, Vicdan Testi
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

Kartal’da Deprem Dönüşümü: Beton Değil, Vicdan Testi

YAYINLAMA:

Kartal’da sabahlar deniz kokusuyla açılıyor ama geceleri herkesin aklında aynı soru dönüp duruyor: Bu bina sağlam mı?
Çünkü Kartal’da deprem, artık bir ihtimal değil; sessiz bir takvim. Tarihi belli değil ama geleceği net.

Kentsel dönüşüm denince burada iki ayrı dünya var.
Bir tarafta “arsa payı, emsal, metrekare” diye konuşan emlak dili.
Diğer tarafta ise “gece sallanır mı?” diye çocuğunun başucunda bekleyen insanlar.

İşte tam bu noktada mesele bina değil, niyet meselesi oluyor.

Kartal’da dönüşüm çoğu zaman deprem güvenliği diye başlayıp rant mimarisi diye devam ediyor.
Eski yapı yıkılıyor, yerine daha yüksek, daha parlak, daha pahalı bir bina dikiliyor.
Ama kimse sormuyor:
Bu yapı gerçekten depreme dayanıklı mı, yoksa sadece vitrin mi?

Karot meselesi mesela…
Kâğıt üzerinde bilim, sahada pazarlık.
Bir numune alınıyor, rapor çıkıyor; ama raporun kime, nasıl, neye göre çıktığı çoğu zaman muamma.
Betonun içi mi test ediliyor, yoksa sistemin içi mi çürük, belli değil.

Müteahhit “sağlam” diyor, emlakçı “fırsat” diyor, belediye “yetki bizde değil” diyor.
Ama bina yıkıldığında sorumluluk kimde olacak, işte orası sessiz.

Kartal, İstanbul’un arka bahçesi değil.
Bu ilçe; tersaneden gelen emek kokusunu, mahalle kültürünü, apartman sohbetlerini hâlâ taşıyor.
Kentsel dönüşüm, bu hafızayı ezip geçmemeli.
Dönüşüm, insanı yerinden eden değil; insanı güvende tutan bir şey olmalı.

Deprem dönüşümü, emlak ilanı diliyle yönetilemez.
İnşaat ruhsatıyla vicdan ruhsatı aynı anda alınmalı.
Karot raporu, bir evrak değil; bir hayat belgesi olarak görülmeli.

Kartal’da gerçek dönüşüm;
– Şeffaf raporla
– Denetlenebilir süreçle
– Yerinde dönüşümle
– İnsan odaklı planlamayla olur.

Aksi halde biz burada bina yenileriz ama korku eskir mi? Hayır.
Beton parlar, kaygı kalıcı olur.

Kartal’ın ihtiyacı daha çok kat değil, daha çok güven.
Daha çok ilan değil, daha çok dürüstlük.
Deprem gelmeden önce, bu kenti gerçekten dönüştürelim.
Çünkü enkaz sadece betonla oluşmaz; ihmal de yıkar.

Ve şunu net söyleyelim:
Bu mesele siyaset üstü değil, hayat altı bir meseledir.
En altta insan var.
En üstte sorumluluk.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *