Orhantepe’de "Kestirme Yol" Değil, "Yaşayan Sokak" Zamanı

Orhantepe’de "Kestirme Yol" Değil, "Yaşayan Sokak" Zamanı

YAYINLAMA:

​Orhantepe Mahallesi sakinleri olarak hepimiz biliyoruz; 

Sahil Yolu’nda trafik kilitlendiği an, navigasyonlar binlerce aracı Şehit Tamer Kılıç veya Üsküdar Caddesi paralelindeki daracık sokaklarımıza yönlendiriyor. 

Mahallemiz bir anda egzoz dumanı ve korna sesine teslim oluyor. 

Peki, Avrupa’nın denize kıyısı olan benzer mahalleleri bu işi nasıl çözdü?

​1. "Woonerf" (Yaşayan Sokak) ile Dragos Yokuşlarını Dizginlemek

​Orhantepe’nin dik yokuşlarından aşağı inen araçlar için hız limiti levhaları bir anlam ifade etmiyor. 

Hollanda’nın Woonerf modeli burada devreye girmeli. 

Kaldırım ve yol ayrımının ortadan kalktığı, zeminin özel taşlarla döşendiği bir sokak yapısı düşünün. 

Araçlar bu "paylaşımlı alana" girdiğinde, psikolojik olarak bir otoyolda değil, bir avluda olduklarını hissederler. 

Orhantepe’nin dik sokakları, hız yapılamaz estetik meydancıklara dönüşebilir.

​2. Dragos Geçişlerine "Modüler Filtreler"

​Sahil ile üst yol arasındaki bağlantıyı sağlayan sokakların girişlerine, Avrupa’da yaygın olan "Modüler Filtreler" (estetik saksılar veya sadece bisiklet/yaya geçidine izin veren babalar) yerleştirilmelidir. 

Bu sayede, mahalle sakinleri araçlarıyla evlerine ulaşabilirken, dışarıdan gelen transit trafik mahallenin içinden boydan boya geçip gidemez. 

Orhantepe, sahil trafiğinin "tahliye kanalı" olmaktan kurtarılmalıdır.

​3. Marmaray İstasyonu Çevresi: 

15 Dakikalık Şehir Kalbi

​Cevizli ve Atalar Marmaray istasyonlarına komşu olan Orhantepe, aslında bir "yürüyüş mahallesi" potansiyeline sahip. 

Paris’in uyguladığı "15 Dakikalık Şehir" vizyonuyla, istasyon çevresindeki sokaklar tamamen yayalaştırılmalı veya araç trafiği tek şeride indirilerek geniş kaldırımlar, bisiklet park alanları oluşturulmalıdır. 

İstasyona gitmek için arabaya ihtiyaç duymayan bir mahalleli, trafiğin en büyük ilacıdır.

​4. Kentsel Dönüşümü "Sokak Sağlıklaştırma" İle Birleştirmek

​Orhantepe’de her gün yeni bir bina yükseliyor. 

Ancak sadece binaları yenilemek yetmez. 

Yenilenen her parselin önündeki yol, Avrupa tipi "Chicane" (S Kıvrımı) yöntemleriyle daraltılmalı; böylece sokaklar araçlar için bir "yarış pisti" değil, yeşili bol, oturma alanları olan sosyal bir koridor haline getirilmelidir.

​Sonuç olarak;

Orhantepe, Dragos’un huzuruyla denizin mavisi arasında sıkışmış bir trafik kurbanı olmamalıdır. 

Bizim ihtiyacımız olan şey daha geniş yollar değil, aracın hızını kıran, yayanın güvenliğini artıran akıllı tasarımlardır. 

Sokaklarımızı sadece geçip gitmek için değil, üzerinde yaşamak için geri talep etmeliyiz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *