Eleştiri Kapısı Kapanırsa
Bir siyasi partiyi ayakta tutan şey sadece binaları veya sloganları değil, ona gönül veren insanların sesidir.
Ancak son zamanlarda sıkça rastladığımız bir durum var.
Eleştiri getireni kapının önüne koymak.
Peki, kendi içindeki farklı sesleri ihraçla, baskıyla susturan bir yapı gerçekten büyür mü, yoksa fark etmeden küçülür mü?
Bir parti, üyelerinin itirazlarını birer "hata ayıklama" mekanizması olarak görmelidir.
Eğer bir evde çatlak varsa ve biri bunu söylüyorsa, o kişiyi evden atmak çatlağı tamir etmez; sadece o çatlağın ne zaman yıkılacağını duymanızı engeller.
Eleştiriyi "ihanet" veya "disiplinsizlik" olarak yaftalayıp sesleri susturmak, partiyi bir fikir hareketi olmaktan çıkarıp bir alkış korosuna dönüştürür.
Susturulan her ses, aslında dışarıda yankılanmaya devam eder.
İçeride konuşamayanlar sustuklarında fikirleri yok olmaz; aksine, o fikirler sokağa taşar.
Bir partiyi büyüten şey, farklı görüşlerin çarpışmasından doğan ortak akıldır.
Sadece "evet" diyenlerin kaldığı bir yerde akıl durur, heyecan biter ve en nihayetinde o yapı yalnızlaşır.
Kendi içindeki eleştiriye tahammül edemeyenler, toplumun geniş kesimlerine de hitap edemezler.
Çünkü büyüme, kapsayıcılıkla olur; dışlayarak değil.
İhraç mekanizmasını bir kalkan gibi kullanan yapılar, kısa vadede "sessiz ve huzurlu" görünebilirler ama uzun vadede toplumsal bağlarını koparmış birer adaya dönüşürler.
Unutmayın; bir ağaç, dallarını budadıkça değil, köklerini derinleştirip gölgesini genişlettikçe büyür.