🕊️ RIZA AYDOĞAN | GÜNESAV KÖŞE YAZISI YALANIN MEŞRUYETİ, SESSİZLİĞİN SUÇ ORTAKLIĞI
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

🕊️ RIZA AYDOĞAN | GÜNESAV KÖŞE YAZISI YALANIN MEŞRUYETİ, SESSİZLİĞİN SUÇ ORTAKLIĞI

YAYINLAMA:

🎭 Yalan Bilgiyi Alenen Yayanlar

Bugün Türkiye’de “yalan bilgiyi alenen yayma” işini en sık yapanlar kim?
Gazeteciler mi, yazarlar mı?
Hayır.
En çok yalanı, en yüksek sesle politikacılar söylüyor.

Ve ne yazık ki...
Türkiye’de ve Kartal’da politikacı olmak için artık bir meziyet gerekmiyor.
Gerçeği söyleyen değil, en çok yalan söyleyen koltuğu kapıyor.
Yalanın siyasetteki değeri, doğrunun ahlakındaki değerini geçmiş durumda.

👑 Kraldan Fazla Kralcılar

Türkiye’de  ve Kartal İlçemizde “kraldan fazla kralcı” bir zümre türedi.
Hizmet etmek yerine biat etmeyi meziyet sayan bu anlayış,
yönetimlerin hem etik hem de demokratik zeminini çürütüyor.

Hazır çözüm belli:

“Kraldan fazla kralcılar, gerçekten krallıkla yönetilen ülkelere gönderilsin.”
Biraz saray görsünler, biraz da halkın ne demek olduğunu hatırlasınlar…

Eskiden Ayıptı, Şimdi Moda

Bir zamanlar ayıp olan ne varsa, bugün “trend” olmuş durumda.
Eskiden söylemesi ayıptı.
Şimdi, göstermezsen “geri kalmış” sayılıyorsun.
Her şey sosyal medyada, her şey teşhirde.
Vicdanın değil, görünürlüğün konuştuğu bir çağdayız.

 

🇹🇷 Atatürk’ü Anlamayan, CHP’yi Anlayamaz

Mustafa Kemal Atatürk, savaşın en karanlık günlerinde bile milletin iradesine başvurdu.
Egemenliği millete teslim etti.
Savaşta bile “Meclis” dedi.

Oysa bugün bazıları, barış zamanında bile üyelerinin iradesinden korkuyor.
Genel kurulu erteleyenler, bahane üretenler, koltuğu emanetten mülk sananlar…
Unutmayın:

“Hiçbir gerekçe, üyelerin iradesini yok sayarak görevde kalmayı meşrulaştıramaz.”

Atatürk, 19 Mart 1920’de yayımladığı genelgeyle, Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını duyurdu.
Bu çağrı üzerine 23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açıldı.
O meclis, millet iradesinin ta kendisiydi.
Bugün aynı iradeyi görmezden gelenlerin, Atatürk’ü anlaması mümkün değildir.

 

💰 Devletin Kuruşu, Kutsal Emanettir

Devletin bütçesi, hepimizin vergileriyle oluşan kutsal bir emanet.
Bu para, kişisel harcamalar için değil; ortak gelecek için ayrılmıştır.

Bir zamanlar liderler, kamu parasının tek bir kuruşuna bile el uzatmayı günah sayardı.
Özel giderlerini deftere yazar, Hazine’ye öderlerdi.

“Kamusal olmayan her şey özeldir; biz de özel olana kendi cebimizden öderiz.”
derlerdi.

Bugün ise kamu aracıyla özel iş gören, kamu bütçesiyle kişisel çıkar sağlayan yöneticilerle dolu bir dönemden geçiyoruz.
Unutulmasın:
Yönetim ayrıcalık değil, emanettir.

 

💸 Paran Yoksa

Murat Çakır’ın dizeleriyle toplumun aynası önümüzde:

“Bu toplumda yerin yoktur,
Cebinde hiç paran yoksa…”

Para, insan ilişkilerinin sessiz hâkimi.
Cebin boşsa, sözcüklerin yankısız kalıyor.
Oysa insanı değerli kılan, cüzdanın değil, vicdanın doluluğudur.

 

⚖️ Susmak, Suça Ortak Olmaktır

Mustafa Kemal Atatürk, 1931’de CHP 3. Olağan Kurultayı’nda şöyle demişti:

“Partide bir yanlışı, bir eksikliği gördüğünüz zaman kayıtsız şartsız eleştireceksiniz.
Yapılan herhangi bir yanlışa müsamaha göstermek son derece yanlıştır;
mahsuru faydasından büyük olur.”

Eleştiriden korkan bir örgüt, ilerleyemez.
Sessiz kalan bir toplum, adaletsizliğe ortak olur.

 

📰 GazetÖCÜ Olmak

Bugün “muhalif gazeteci” denilince akla gelen şey artık bir suçlama.
Oysa muhalif olmak, öcülük değil, ölçülülük işidir.
Gazeteci, yağlayana değil, yanlışı gösterene hizmet eder.
Ama Türkiye’de iktidarın medya stratejisi artık basit:

“Yağlamayanı yağmala.”

Sessiz atın çiftesi pek olur derler;
Türkiye’de sessiz kalanların çiftesi demokrasiyi vuruyor.

 

🏛️ Kartal’dan Türkiye’ye Bir Ayna

Kartal siyaseti, CHP yönetimi, belediye anlayışı, örgüt kültürü,
ve sivil toplum dinamikleri...
Hepsi aynı soruyla karşı karşıya:
Kimin için, neyin uğruna siyaset yapıyoruz?

Gerçek siyaset;
doğruluğu ölçüsünde büyür, çıkarı ölçüsünde küçülür.

Ve unutmayalım:
Siyaset, koltukta değil, karakterde yapılır.

 

🌿 Son Söz

Bugün Türkiye’nin ve Kartal'ı yönetenlerin en büyük ihtiyacı, dürüstlükle yoğrulmuş bir siyaset ve
vicdanla yönlendirilen bir basındır.
Ne kralcıya, ne yalancıya yer var.
Gerçeği savunmak, hâlâ en asil duruştur.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *