Antalya’ya taşınan Şule B. bunu en çıplak haliyle özetliyor:
“İstanbul’da bir plan yapıyorsun ama bir yere gitmek bütün gününü alıyor.
İş, ev, borç… Hayat zamanla sadece çalışmaktan ibaret oldu. Kendime kalan bir şey yoktu.”
Bu göç dalgası; kira krizinin, ulaşım çilesinin, bitmeyen borç döngüsünün ve zamlarla küçülen hayatların sonucu.
İstanbul artık yalnızca “fırsatlar şehri” değil; sabır testi, dayanıklılık sınavı.
Gençler gidiyor. Emekçiler gidiyor.
“Bir gün yaşarım” diye ertelenen hayat, başka şehirlerde yeniden kurulmaya çalışılıyor.
Bu bir kaçış değil.
Bu, nefes alma çabası.
İstanbul’dan son iki yılda 950 bin kişi gitti.
Sebep net: Hayat pahalı, zaman yok, umut yorgun.
Bu şehir artık sadece çalışılan bir yer mi oldu?