“CHP Kartal’da Zübükler Sahnede”
Kendiniz olun. Kimin ne düşündüğünden çok, sizin neye inandığınız önemli. Ama CHP Kartal’a bakınca görüyorum ki, kimse kendisi olmaya cesaret edemiyor. Birileri için koltuk, demokrasiye, emeğe, liyakate tercih edilmiş durumda. O yüzden soruyorum: Rahat mısınız o koltuklarda?
Feodal bağlarla, ahbap-çavuş ilişkileriyle, hemşeri dayanışmalarıyla oturduğunuz koltuklarda içiniz hiç sızlamıyor mu? Seçim zamanı çocuklarını evde bırakıp sokak sokak dolaşan kadınların, işsiz gençlerin emeğini hiçe sayarken vicdanınız kıpırdamıyor mu?
Şunu unutmayın: Koltuk sizi güçlü yapmaz. Güçlü yapan şey, karakterdir. Koltukla gelen güç, rüzgarla gider. Karakterle gelen güçse kalıcıdır.
CHP’nin Kartal’da yaşadığı şey aslında bir tiyatro. Sanatsal değil, siyasal bir tiyatro. Oyuncular dönem dönem değişiyor ama sahne hep aynı. Aziz Nesin bugün yaşasa, emin olun Zübük’ün ikinci cildini Kartal’da yazardı. Çünkü Kartal siyasetinde zübük çok, hikâye bol.
Siyasetin özü halka hizmettir. Ama CHP Kartal’da siyaset, hizmet değil ticaret gibi yapılıyor. Çıkar, rant, menfaat... Partiyi babalarının çiftliği gibi görenler; parti örgütünü esnaf lokantasına çevirenler... Demokrasi değil, çıkarcılık işliyor.
Parti içi kavga mı? Çok seslilik diyorlar. Ben buna sadece gülüyorum. Çünkü burada çok seslilik yok, çok çıkar var. Feodal bağlar, köycülük, mezhepçilik, aidiyetler üzerinden siyaset kurulmuş. Üç beş slogan ezberleyen, tek bir kitap açmamış, sanatla edebiyatla işi olmayan bir profil siyaseti şekillendiriyor.
Asıl meseleye gelelim: CHP sadece Kartal’da değil, Türkiye’nin genelinde bir yol ayrımında. Değişim diye başlayan süreç, kutuplaşma iklimine dönüştü. Belediye gücüyle örgüt dizayn edilmeye başlandı. İl başkanını belediye başkanı törpüledi, belediye başkanını büyükşehir törpüledi. Sonunda belediyeler, genel merkezi yönetir hale geldi.
Kılıçdaroğlu dönemi, vesayet tartışmalarını bitirdi ama liyakatı da zedeledi. Özgür Özel dönemi, yeni umut getirdi ama hizipleri de çoğalttı. İmamoğlu’nun “değişim” çağrısı bir vizyon hareketi olabilirdi ama daha çok kadro kavgasına döndü.
Bugün CHP’nin önündeki soru çok basit:
👉 Değişim, bir zihniyet devrimi mi olacak?
👉 Yoksa oy uğruna kimliksizleşmeye, koltuk savaşına, çıkar kavgasına mı dönüşecek?
Atatürk, CHP’yi “bir fikir ve halk hareketi” olarak kurdu. Bugün ise fikir yok, hareket yok. Sadece koltuk var.
Son söz:
CHP’nin sorunu aslında demokrasi sorunudur. Eğitim sorunudur. Birey sorunudur. Partiler yasası sorunudur. Ama en büyük sorun, siyasetin “zübüklere” emanet edilmesidir.
O yüzden buradan bir kez daha hatırlatıyorum:
Rüzgarla gelen, rüzgarla gider.
Kalın sağlıcakla.