İğnenin İki Ucu – Toplumun Aynası Hiciv
Kendimizi bildiğimiz bileli, kusurlarımızı gizlemeye, hatalarımızı şık örtülerle kapatmaya meyilliyiz. Bireysel olarak takındığımız bu maskeler, toplumsal boyuta ulaştığında devasa tabuya dönüşür. İşte tam bu noktada eli neşter yerine neşter tutan birileri sahneye çıkar. Toplumun en korunaklı, en dokunulmaz sandığı kalelere kelimeler ile saldırır. Biz bu sanata hiciv diyoruz; gerçekleri kahkahalar arasına saklayarak yüzümüze çarpma sanatı.
Hiciv, ilk bakışta alay, eğlence gibi görünse de aslında, derin hoşnutsuzluğun ve adalet arayışının ürünüdür. Yıkmak için değil, yeniden daha sağlam olması için sarsar. Bir hiciv ustası, toplumun aksayan yönlerini, iki yüzlükleri, çiğlikleri görür; ancak bunu düz bir öfkeyle haykırmak yerine, ironinin ve mizahın süzgecinden geçirir. Çünkü bilir ki, çıplak öfke insanları savunmaya itip kulaklarını tıkarken, zekice kurgulanmış kahkaha en sert savunma mekanizmalarını bile bir anda yerle bir edebilir.
Kahkahaların Arkasındaki Sancı
Edebiyat tarihimize baktığımızda, Nef'i den Şair Eşref'e, Neyzen Tevfik'ten Aziz Nesin'e uzanan keskin hat, bize hicvin hiç de konforlu bir liman olmadığını gösterir. Hiciv yazarı, toplumun ortak suç ortaklığına çomak sokan kişidir.
Nef'i, vezirlere, dönemin güçlü figürlerine kafa tutarken kelimelerini birer ok gibi fırlatmıştır.
Şair Eşref, devrin yozlaşmış bürokrasisini taşlarken aslında adaletin çürümüşlüğüne ağlamasıdır.
Bu topraklarda hiciv her zaman tehlikeli oyun olmuştur. Zira, kendi komikliğimize gülebilmeyi becerebildiğimiz ölçüde medeniyiz; gücü elinde bulunduranlar genelde bu medeniyet testinden kalırlar. Hiciv, güce karşı bükülemiyen omurganın, haksızlığa karşı yükselen zarif ama amansız sesin adıdır.
Saldırı mı, Şifa mı?
Peki, hiciv yıkıcı bir eleştiri midir? Kesinlikle hayır. Hiciv, toplumsal panzehirdir. Kusurları görmezden gelmek, onları yok etmez; aksine içten içe büyüyen irine dönüştürür. Hicivci, toplumsal bünyedeki bu irini patlatan, bizi kendimizle yüzleştiren doktor gibidir. Onun kullandığı mizah, acı ilacın yutulmasını kolaylaştıran şeker kaplamasından ibarettir.
"Hiciv, öyle aynadır ki, oraya bakanlar her şeyi görürler de sadece kendi yüzlerini göremezler." — Jonathan Swift
Swift'in de dediği gibi, hiciv aynadır. Fakat bu ayna, lunaparklardaki dev aynasında ya da cüce gösteren dalgalı aynalardan değildir; aksine, ruhumuzun en gizli, en sakıncalı kıvrımlarını tüm çıplaklığı ile gösteren kusursuz düz aynadır.
Biz o aynaya bakıp başkalarını güldürdüğümüzü sanarken aslında kendi acizliğimize, çelişkilerimize güleriz.
Günümüz ve Hiciv
Günümüzde sosyal medyanın hızıyla birlikte hiciv, kısa ironik vidyolardan, tweetlere kadar her yere yayıldı. Ancak form değişse de öz baki kaldı. İnsanın çiğliğine karşı zekanın zaferi.
Hicvin olmadığı, eleştirinin susturulduğu ve her şeyin steril ciddiyetle ele alındığı toplumlar, düşünsel obeziteye mahkumdur. Kusurlarımızla dalga geçebildiğimiz, bizi eleştiren keskin zekalara kızmak yerine "Haklıymış," diyerek tebessüm edebildiğimiz gün, gerçekten iyileşleşmeye başladığımız gün olacaktır. Çünkü hayat, hicvin ince süzgecinden geçemeyecek kadar kibirli olanları er ya da geç kendi ciddiyetlerinde boğar.