Kalpten Kalbe Uzanan Köprü: Dostane
Dünyadaki En Büyük Arayış
Dünyadaki en büyük arayışımız, anlaşıldığımızı hissetmektir.
Kalabalıklar içinde akıp giderken, ruhumuzdaki fırtınaları dindirecek, bizi yargılamadan dinleyecek bir liman ararız.
O limanın adı dostluktur; o limanda esen rüzgârın adı da dostanedir.
Dostane sadece bir kelime değil; bir yaşam biçimi, bir bakış açısı ve içten gelen bir sarılıştır.
İçinde yapmacıklıktan uzak samimiyet, çıkarsız sevgi ve en önemlisi köklü güven barındırır.
Mesafeleri Kısaltan Sıcaklık
Günümüz dünyası ne yazık ki resmiyetin, menfaatin ve mesafelerin gölgesinde fazlasıyla mekanikleşti.
Birbirimize selam verirken bile arkasında bir niyet arar olduk.
Tam bu noktada, sohbetin, bakışın ya da bir mesajın dostane olması çölde bir vaha gibidir.
Dostane yaklaşım, aradaki tüm unvanları, maskeleri ve sosyal statüleri eritir.
Genel müdür ile kapıdaki görevliyi, iki eski düşmanı ya da birbirini hiç tanımayan iki yabancıyı aynı insani paydada buluşturabilir.
Çünkü dostane olmak;
Gönül Gözüyle Bakmayı Gerektirir
Karşındakinin hatasını yüzüne vurmak yerine, onu incitmeden düzeltmektir.
Dinlemeyi Bilmektir
Sadece sıra kendine gelsin diye beklemek değil, karşındakinin sessizliğini bile anlamaya çalışmaktır.
Ego Barındırmaz
"Ben" duvarını yıkıp, "biz" bahçesinde yürümektir.
Zor Zamanların Parolası
Hayat her zaman güneşli ve rüzgârsız değildir.
Bazen fırtınalar kopar, yollar sarpa sarar.
Düştüğümüzde uzanan elin soğuk ve görev icabı mı, yoksa dostane mi olduğunu hemen anlarız.
Dostane el bizi sadece ayağa kaldırmaz; üstümüzdeki tozu silkeler, gözlerimizin içine bakar ve:
"Geçti... Buradayım, yanındayım." der.
"Hakiki dostluk sıhhat gibidir; değeri ancak zail olduğunda anlaşılır."
— François de La Rochefoucauld
Bu söz, hakiki dostluğun mayasının dostane tavırlarda saklı olduğunu anlatır.
Bir fincan acı kahveyi kırk yıl hatırlatacak hâle getiren şey, onun çekirdeği değil; onu sunanın dostane tebessümüdür.
Hayata Dostane Bakmak
Belki de en büyük eksiğimiz, hayata ve kendimize karşı dostane olmayı unutmamızdır.
Kendimize karşı çok acımasız, hayata karşı ise fazlasıyla öfkeliyiz.
Oysa dünyaya dostane bir pencereden bakabilsek; ağaç gölgesine, kedinin mırlamasına, yabancı birinin tebessümüne dostça karşılık verebilsek, hayatın yükü ne kadar da hafiflerdi.
Gelin, adımlarımızı daha dostane atalım.
Sözlerimize samimiyet, bakışlarımıza şefkat katalım.
Çünkü bu dünyadan gelip geçerken geride bırakabileceğimiz en güzel miras; kalplere bıraktığımız sıcak, dostane sızıdır.