Ruhun Prangalarından Kurtulmak: Bağışlama Üzerine

Ruhun Prangalarından Kurtulmak: Bağışlama Üzerine

YAYINLAMA:

Esin Kara yazdı…

Doğamız gereği kırılgan yapıya sahibiz. Hayat yolculuğumuz boyunca seviliriz, severiz; aynı zamanda kırılırız ve kırarız.

Bize yapılan haksızlık, söylenen ağır bir söz ya da maruz kaldığımız ihanet, ruhumuzda derin yaralar açabilir. İlk refleksimiz genellikle öfke duymak, intikam arzulamak ya da kendimizi zırh gibi korumaya almaktır.

Zaman geçtikçe anlarız ki; içimizde büyüttüğümüz nefret, bizi inciten kişiye değil, en çok kendimize zarar verir.

İşte bu noktada bizi özgürleştiren en asil devrim devreye girer:
Bağışlama.

 

Bağışlamak Ne Değildir?

Bağışlamak yanlış anlaşılabilecek bir kavramdır.

Bazıları bağışlamayı; yapılan haksızlığı sineye çekmek, adaletsizliği onaylamak ya da o kişiyi hiçbir şey olmamış gibi yeniden hayatına almak sanır.

Oysa bağışlamak, karşı tarafı aklamak değil; kendi ruhumuzu esaretten kurtarmaktır.

Geçmişte yaşanan olumsuzlukları bugüne taşımayı reddetmektir.

"Bağışlamak, geçmişi değiştiremez ama geleceğin önünü açar."
— Poul Boese

 

Öfkenin Yükü ve Bağışlamanın Hafifliği

Birini bağışlamadığımızda, o kişinin bize verdiği zararın süresini uzatmış oluruz.

Öfke, sırtımızda taşıdığımız ağır bir çuval gibidir. Attığımız her adımda bizi yorar, nefesimizi keser ve bizi geçmişe bağlar.

Bağışlamak ise o çuvalı sırtımızdan indirip yolumuza daha hafif devam etme kararıdır.

Bu, karşı tarafa verilmiş bir hediye değil; kendimize sunduğumuz bir lütuftur.

 

En Zoru: Kendini Bağışlamak

Bazen geçmişte yaptığımız hatalar, başkalarının bize yaşattıklarından daha ağır bir yük haline gelir.

"Keşke"lerle örülü duvarların arasında kendimizi hapsederiz.

Unutmamalıyız ki; mükemmel değiliz. Geçmişteki biz, o günkü bilincimizle, o günkü yaralarımızla karar verdi.

Bugün o kararı yanlış buluyorsak, bu bizim değiştiğimizi ve olgunlaştığımızı gösterir.

Kendimizi bağışlamak, hatayı görmezden gelmek değil; hatadan ders çıkarıp kendimize şefkat göstermektir.

 

Bağışlamanın Bize Kazandırdıkları

Ruhsal Hafiflik:
İçimizdeki kin ve nefret duygusu azaldığında, zihnimizde yeni ve olumlu düşünceler için yer açılır.

Geleceğe Odaklanmak:
Geçmişin muhasebesini yapmayı bıraktığımızda, bugünün ve geleceğin güzelliklerini keşfetmeye başlarız.

Duygusal Bağımsızlık:
Bizi inciten kişinin, duygularımız ve hayatımız üzerindeki kontrolünü elimizden almasına izin vermemiş oluruz.

 

Bağışlamak zayıflık göstergesi değil, büyük bir içsel gücün kanıtıdır.

Hayat, nefretle ya da kırgınlıkla harcanamayacak kadar değerlidir.

Kendimiz için yapabileceğimiz en cesur şey; kalbimizin kapılarını öfkeye kapatıp, bağışlamanın getirdiği huzuru yaşamaktır.

Çünkü ruh, ancak zincirleri kırdığımızda gerçekten özgür kalır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *