KERBELA’DAN KONGRE SALONLARINA
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

KERBELA’DAN KONGRE SALONLARINA

YAYINLAMA:

Siyasetin En Tehlikeli Virüsü “Bizimkiler Haklıdır” Hastalığı

Siyaset bazen sandıkta değil, hafızada kaybedilir.
Ve bir partiye en büyük zararı rakipleri değil; eleştiriyi ihanet sayan kendi taraftarları verir.

Bugün yaşanan tartışmaların merkezinde bir dava değil, bir zihniyet var.
“Mutlak butlan” meselesi aslında hukuki bir başlıktan çok daha fazlası…
Bu mesele; bir partinin kendi iç hesaplaşmasını yapıp yapamayacağının, kriz anında aklı mı egoyu mu seçeceğinin sınavıdır.

Çünkü tarih bize şunu gösterdi:
Dışarıdan gelen operasyonlar, içeride kırılma varsa etkili olur.

Bir süredir muhalefetin içinde tuhaf bir iklim hâkim.
Dün omuzlarda taşınanlar bugün hain ilan ediliyor.
Dün “genel başkanım” diye alkış tutanlar bugün sosyal medya meydanlarında linç dağıtıyor.
Sanki herkes dün başka bir partideymiş gibi davranıyor.

Oysa siyaset, hafızasızların değil; muhasebe yapabilenlerin işidir.

Bir dönem umut diye sunulan isimleri bugün bütün başarısızlığın sembolü ilan etmek kolaydır.
Zor olan ise şu soruyu dürüstçe sorabilmektir:

“Bu hikâyede hiç mi bizim payımız yok?”

Çünkü bir lider tek başına yükselmez.
Kalabalık isterse yükselir.
Kalabalık isterse yalnız kalır.

Kerbela’yı sadece dini bir yas hikâyesi sananlar, siyaseti hiç anlamamıştır.
Kerbela; mektup yazıp çağıranların, bedel ödeme zamanı gelince ortadan kaybolmasının tarihidir.

Bugün de herkes adalet, demokrasi, liyakat diyor.
Ama mesele kendi mahallesine gelince ilkeler bir anda buharlaşıyor.

İşte tam burada tehlikeli bir kırılma başlıyor.
Siyaset fikir yarışından çıkıp takım taraftarlığına dönüşüyor.

“Bizimkiler çalmaz.”
“Bizimkiler yanlış yapmaz.”
“Bizimkiler eleştirilmez.”

Bir toplum için çürümenin başlangıç cümleleri bunlardır.

Çünkü gerçek demokrasi, karşı tarafı eleştirmek değil; kendi tarafının yanlışına da ses çıkarabilmektir.

Bugün iktidarın en büyük avantajı ekonomi olmayabilir.
Medya gücü de olmayabilir.
Asıl avantaj; muhalefetin kendi içinde birbirini tüketmesi.

Birbirine “AKP’li”, “hain”, “saraycı”, “truva atı” diyerek siyaset yapanlar şunu unutuyor:
Kırılan her köprü, karşı tarafa yeni bir yol açıyor.

Ve evet…
Siyaset inat kaldırmaz.

Bazen bir geri adım, bir partiyi ayakta tutar.
Bazen bir kibir, koskoca hareketi yıllarca toparlanamayacak hale getirir.

Koltuklar geçicidir.
Logolar değişir.
Genel başkanlar gelir gider.

Ama seçmenin hafızasında kalan tek şey vardır:
Kriz anında kimin memleketi, kimin egosunu düşündüğü.

Çünkü halk artık slogan değil, samimiyet arıyor.
Ve samimiyetin olmadığı yerde en güçlü görünen yapılar bile içeriden çürümeye başlıyor.

Tarih hep aynı cümleyi fısıldıyor:

Haklı olmak yetmez.
Aklı kaybederseniz, haklılığınız da sizi kurtarmaz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *