Bir Bahar Tebessümü: Anne
Zaman durmuyor.
Akmıyor hatta, sürüklüyor bizi.
Ama her yıl, mayısın ikinci pazarı…
Hayat bir anlığına yavaşlıyor.
Kalpler aynı sıcaklıkta buluşuyor.
Doğa uyanıyor.
Toprak renkleniyor.
Ve biz…
Kökümüze dönüyoruz.
Annemize.
Anneler Günü…
Bir takvim yaprağı değil bu.
Vefanın dile gelişi.
Sevginin sesi.
Karşılıksızlığın en net hali.
Çünkü anne…
Hayatımızdaki ilk vatandır.
Daha konuşamazken anlaşılmak,
Daha düşmeden tutulmak,
Daha ağlamadan hissedilmek…
Bunlar tesadüf değil.
Bu, annedir.
Dünya yoruyor insanı.
Koşturuyor, savuruyor, eksiltiyor.
Ama bir ses var…
“Evladım.”
İşte orada duruyor zaman.
İşte orada toparlanıyor insan.
Anne, sadece bir insan değil.
Bir sığınak.
Bir yön duygusu.
Anne sevgisi…
Bir toprağın kendine sadakati gibi.
Sessiz ama derin.
Görünmez ama hayatın içinde.
Sofrada vardır.
Ütüde vardır.
Duanın en içten yerinde vardır.
Ve garip olan şu:
Ne kadar anlatırsan anlat, eksik kalır.
Çünkü anne…
Sabırdır.
Fedakârlığın ete kemiğe bürünmüş halidir.
Sessiz akan bir nehirdir.
Bugün…
Gösteriş günü değil.
Bir “buradayım” deme günü.
Bir bakışla anlaşılma günü.
Yanımızdakine sarılma,
Gidemeyene dua etme günü.
Eksiklerimizi hatırlama değil,
Kıymet bilmeyi öğrenme günü.
Bir annenin gülümsemesi…
Baharın tüm çiçeklerinden daha parlak.
Onun varlığı…
Hayata karşı giydiğimiz en sağlam zırh.
Ve belki de en gerçek cümle şu:
İnsan, annesinin duası kadar güçlüdür.
Başta kendi annem olmak üzere…
Yüreğinde sınırsız sevgi taşıyan tüm kadınların
Anneler Günü kutlu olsun.
Sessiz kahramanlar…
İyi ki varsınız.