VESAYET DEĞİL, SİYASET! PEKİ, BU AİLENİN SGK’SI VAR MI?
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

VESAYET DEĞİL, SİYASET! PEKİ, BU AİLENİN SGK’SI VAR MI?

YAYINLAMA:

VESAYET DEĞİL, SİYASET!

Siyaset, tarih sahnesinde yer alan bir mücadeledir; emeklilik değil, sorumluluk barındırır. Siyasette emeklilik yoktur, sadece tarihin terazisi vardır. Bu cümle, siyasetin doğasına dair önemli bir gerçeği ortaya koyar: Siyaset, toplum için verilen bir mücadeledir ve bu mücadele asla sona ermez.

Siyaset ve Ticaret Arasındaki Fark

  • Ticaret: Ücretli çalışma, alın teri karşılığında bir maaş söz konusudur. Emeklilik, belirli bir süre sonunda kazanılan bir haktır.
  • Siyaset: Ücret karşılığı yapılan bir meslek değildir. Seçim kazanılır veya kaybedilir, ancak siyaset devam eder. Siyaset, bir yaşam biçimi ve toplumun geleceği için verilen bir savaştır.

Bugün bazıları, seçim kaybedenleri "emekli ettik" derken, aslında neyi kastettiklerini sorgulamak gerekiyor. Siyasi mücadele, bir patron-işçi ilişkisi değildir. Burada, sigorta primi veya ikramiye yoktur; bedeli ağır olan bir alandır. Zamanınızı, emeğinizi, uykunuzu ve hayatınızı koyarsınız. Karşılığında ise milletin güveni ve tarihin hükmü vardır.

Siyasetten Geri Durmak

Siyasetten emeklilik yoktur; geri durmak, halkın iradesiyle, gönüllü bir tercihle mümkündür. Kimse kimseyi "emekli ettim" diye suçlayamaz. Asıl emeklilik, toprağın altına girdiğinizde gerçekleşir. Biz daha ölmedik; bu köprü altından çok su akacak.

CHP'nin Tarihi ve Değerleri

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), tarihi bir partidir. Makam ve mevki kalıcı değildir; asıl kalıcı olan, insanın bıraktığı eserlerdir. Bugün Vezir görünen, yarın rezil olabilir. Tarih, gerçekleri zamanı gelince ortaya çıkarır. Bedel ödedik; bu bedelin kralını Silivri'de ödedik. Aynı suçtan yargılananlar beraat ederken, biz partide görev verilmeyen insanlar olduk.

Eleştiri ve Hakaret

Parti içindeki eleştiriler, hakaret boyutuna ulaştığında, bu durumu sorgulamak gerekir. Parti eğitmenleri, önce kendileri eğitime tabi olmalıdır. Eleştiri değil, hakaret varsa, bu karaktersizliktir. Siyasette etik anlayış, her zaman ön planda olmalıdır.

Birlik ve Beraberlik

Bu gün yaşadığımız sorunlar, yalnızca partimizi değil, tüm toplumu ilgilendiriyor. Birlik ve beraberliğe her zamankinden daha fazla ihtiyaç var. Ayrışma, kin gütme zamanı değil; bir olma ve mücadeleye omuz verme zamanıdır.

Güç Halüsinasyonu

Sıradan insanların eline güç geçtiğinde, toplum için tehlikeli sonuçlar doğurabilir. Güç halüsinasyonu, bireyin kendini olduğundan daha değerli görmesine neden olur. Bu durum, liyakati reddeden ve eleştiriyi düşmanlık olarak gören bir iklim yaratır.

“Bir köyde çoban değişecekse, buna köylüler karar verir, koyunlar değil.” Peki ya köydeki koyunlar, çobanın kim olacağına karar vermeye kalkarsa? İşte o zaman ortaya “KÖRLER SAĞIRLAR BİRBİRİNİ AĞIRLAR” manzarası çıkar. Tam da bugünlerde yaşadığımız gibi.

Önce şu “emeklilik” meselesini anlamaya çalışalım. Fabrikada çalışırsınız, priminiz dolar, tezgahın başından emekli olursunuz. SGK’nız, maaşınız, alın terinizin karşılığı vardır. Siyaset ise başkadır. Orada emeklilik olmaz, sadece “tarihin terazisi” vardır. Peki, bizim siyasetimizde bu teraziye kimler, hangi ölçülerle çıkıyor?

“Aile” Dedikleri...

Beykoz’dan bir isim, “beni ailenize kabul ettiğiniz için teşekkür ederim” diyerek başka bir “aileye” geçti. İşte bu cümle, hepimizin kafasında bir soru oluşturdu: Peki, biz nasıl bir aileyiz?

Gerçekten de öyle miyiz? Büyüğüne saygılı, küçüğünü seven, dayanışma içinde, nazik ve düşünceli bir aile mi? Yoksa “hep bana” diyen, makamı ele geçirince babasını bile tanımayan, çevresini “ihya etmekten” başka derdi olmayan bireylerden mi oluşuyoruz?

Bu “Özlem” bizde ne bulamadı da, gidip orada “cik cik” ötmeye başladı? Belki de cevabı basit: Bizim ailemizde “SGK” yok! Yani, “Siyasetin Garanti Kollukları” yok. Burada bedel ödenir: Zamanınızı, emeğinizi, uykunuzu, hatta hayatınızı koyarsınız. Karşılığında alacağınız şey, milletin güveni ve vicdanınızın huzurudur. Oysa öbür tarafta “garanti” var: Makam, mevki, kaynak… Orada “çark” dönüyor, ama Pir Sultan’ın dediği gibi: “Bozuk düzende sağlam çark olmaz.”

“Karaktersizlik” mi Dediniz?

Parti içinde “eğitmen” olduğunu iddia edenler, önce kendilerini eğitmeli. Çünkü yapılan eleştiri değil, hakaret. “Kılıçdaroğlu AKP’nin değirmenine su taşıyor” diyerek ona saldıranlar, aynı sosyal medyada yazıp çizerek farkında olmadan (belki de olarak) yine aynı değirmene su taşıyor. Buna ne denir? “Karaktersizlik ve şerefsizlik” denir.

Ama ironi şurada: Daha düne kadar “mahkeme kararları siyasidir” diyenler, şimdi bir mahkeme kararını bayrak yapıp seviniyor. “Körler sağırlar, birbirini ağırlar.” Bu kadar net.

“Sıradan ve Sürüden İnsanlar”ın İktidarı

Zeynep Zarife Üngör’ün o harika tespitini hatırlayalım: “Küçük bir anahtarı olan, kendini bütün kilitlerin sahibi sanıyor.” İşte tam da bu! Sıradan insanlar, eline geçen ufacık bir gücü, sonsuz bir iktidar sanıyor. Bu bir “güç zehirlenmesi” değil, “güç halüsinasyonu”. Kendini kurtarıcı zannedenler, aslında toplumun üzerine cehaletlerinin gölgesini düşürüyor.

Bu halüsinasyon, narsistik bir şişkinlik yaratıyor. Kişi, kendini olduğundan daha bilgili, daha değerli sanıyor. Oysa elindeki şey, sadece tesadüfen bulduğu bir anahtar. Ve maalesef, bu “sıradanlık”, güce kavuşunca daha büyük bir sıradanlık üretiyor. Toplum da bunun bedelini ödüyor.

Empati Yapalım mı?

Peki, bu insanlara empati yapalım m? Belki de onlar, “delege olmak” için yıllarca çabaladı. İlçe başkanı olmak, milletvekiliyle kolayca görüşebilmek için uğraştı. Ama bir de baktılar ki, partiyle alakası bile olmayan biri, birden milletvekili oluverdi. “Hem naline hem mıhına” diyenler, aslında bu hayal kırıklığının sesi.

Sonuç

Siyasette etik anlayış, birlik ve beraberlik, her zamankinden daha önemlidir. Hep birlikte, CHP’nin iktidarı için mücadele edeceğiz. Unutmayın, siyasette gerçek emeklilik, toprağın altına girdiğinizde olur. Biz daha ölmedik; bu köprü altından çok su akacak! Ama unutmamak lazım: “Laf insanın ağzındayken sana mahkumdur, ağızdan çıktıktan sonra sen lafa mahkum olursun.” O yüzden kelimeleri düşünerek seçmek gerekiyor. Kimseyi kırmaya, incitmeye kalkmayın. Altında kalırsınız. Yazık olur.

Son Söz: SGK’yı Beklerken...

Siyasetin bir SGK’sı yok. Burada emeklilik yok. Ama “aile” olabilmek için, önce birbirimize saygı duymayı, liyakati, adaleti ve etiği hatırlamalıyız. “Biz daha ölmedik. Bu köprü altından çok su akışı görür çok...”

Belki de yapmamız gereken, kendi içimize dönmek ve sormak: Biz nasıl bir aileyiz? Cevabı bulduğumuz gün, asıl kurtuluş o zaman başlayacak.

Çünkü siyasette asıl emeklilik, toprağın altına girdiğinizde olur. Ki, biz daha ölmedik.

‘’Sağlıcakla kalın."

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *