1/8 Karpuz Çağı – Doyduğumuz Değil, Bölüştüğümüz Bir Ülke

1/8 Karpuz Çağı – Doyduğumuz Değil, Bölüştüğümüz Bir Ülke

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir zamanlar yaz denince akla karpuz gelirdi. Bıçak sesi duyulurdu mutfaktan, içi kırmızı bir güneş açılırdı sofranın ortasında. Şimdi o güneş de dilimlendi.

1/8 karpuz.

164 TL.

İthal.

Ve en acısı şu: kimse artık şaşırmıyor.

 

Kartal’da bir pazarda düşünün. Deniz kokusuna karışan plastik poşet hışırtısı, “abi ne olacak bu fiyatlar” cümlesiyle birleşiyor. Bir teyze kasaya dönüp karpuzu gösteriyor, sonra vazgeçiyor. Vazgeçmek yeni ekonomi dili artık. Satın almak değil, vazgeçmek yönetiyor hayatı.

Türkiye’nin büyük hikâyesi bazen bir dilim meyveye sıkışıyor.

Eskiden “yarım kilo daha koy abi” diyen halk, şimdi göz ucuyla bakıp geçiyor. Çünkü artık meyve değil mesele… reflekse dönüşmüş bir hesap var: alabilir miyim, alamaz mıyım?

 

İthal karpuz detayı önemli değil aslında.

Asıl mesele şu:
Kendi toprağında yetişen şeyin bile yabancılaşması.

Adana’nın güneşi, Diyarbakır’ın o ağır bereketi varken… biz başka ülkelerin karpuzuna bakıyoruz. Sadece meyve değil bu; üretim duygusunun kayması.

Bir ülke düşünün:
Karpuzu bile “dışarıdan” geliyor diye konuşuluyor.

Orada artık ekonomi değil, aidiyet tartışılır.

 

Kartal gibi İstanbul’un kalabalık ilçelerinde bu durum daha sert hissediliyor. Çünkü burada hayat hızlı akar ama hesap yavaş büyür. Kiralar, market fişleri, okul masrafları… her şey birbirine çarpar. Ve ortada kalan şey çoğu zaman sadece bir bakış olur: “Buna da mı yetişemeyeceğiz?”

 

Bazı köşe yazarları bunu “piyasa dengesi” diye anlatır. Bazıları “küresel enflasyon” der. Bazıları da sert girer: “Yanlış ekonomi politikaları.”

Ama sokakta cümle daha basittir:

“1/8 karpuz mu kaldı ya…”

 

İşin ironisi şu:
Karpuz hâlâ tatlı.
Ama tadı artık lüks.

Bir dilim karpuz, bir ülkenin fotoğrafı oldu.

 

Ve belki de en çarpıcı cümle burada saklı:

Eskiden paylaşınca çoğalan şey mutluluktu.
Şimdi paylaşınca küçülen şey… porsiyon.

 

Kartal’da bir çocuk o dilime bakıyor belki. Babası sessiz. Kasiyer hızlı. Dünya aceleci. Ve o karpuz, cam gibi parlıyor.

Ama kimse bilmiyor:
O parlaklık artık zenginliğin değil, eksikliğin ışığı.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *