EMEKLİ KÖŞESİ – “Maaş Değil, Alın Teri Bu…”

EMEKLİ KÖŞESİ – “Maaş Değil, Alın Teri Bu…”

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Bir cümle düşüyor gündeme, taş gibi:
“Her ay emekliye maaş ödüyoruz.”

Ve o cümle, ekranın tam ortasında yankılanırken Ece Üner’in sesi geliyor arkadan, bıçak gibi net, pamuk gibi yumuşak değil—gerçek gibi:

“Babanızın parasını dağıtmıyorsunuz Sayın Bakan…”

İşte mesele burada başlıyor.

Bir ülkede emekli, “yük” diye konuşulmaya başlandıysa… orada sadece ekonomi konuşulmuyordur. Orada vicdan da alarm veriyordur.

Bakın açık konuşalım:
Emekli dediğin kişi; 25 yıl, 30 yıl sabahın köründe kalkmış, fabrikada çark çevirmiş, hastanede gece nöbeti tutmuş, inşaatta demir bağlamış, okulda çocuk büyütmüş insan.

Bu maaş dediğiniz şey “lütuf” değil.
Bu, geçmişin bugüne bıraktığı imzadır.
Bu, “hak”tır.

Ama son yıllarda dil değişti.
Kelime değişince zihniyet de kayıyor zaten.

“Maaş ödüyoruz” → sanki sadaka veriliyor gibi
“Destek sağlıyoruz” → sanki iyilik yapılıyor gibi
“Yük oluyorlar” → sanki fazla gelmişler gibi

Oysa gerçek çok sert:
Emekli, sistemin kenar süsü değil; temel direğidir.

Ece Üner’in çıkışı bu yüzden sadece bir cümle değil, bir tokat gibi gerçeklik hatırlatması.
“Ballı emeklilik” diye ayrıcalık üretip sonra 40 yıl çalışanı sıradanlaştırmak… işte asıl kırılma orada.

Rıza Başkan tadında söylersek:
Bir tarafta hayatı boyunca prim ödeyip köşesine çekilen insanlar…
Diğer tarafta iki yıl görev yapıp ömür boyu ayrıcalık kazananlar…

Adalet dediğin şey burada sınanıyor.

Ve en sert soru şu:
Bir toplum, kendi yaşlısına “maaş ödüyorum” diyorsa…
o toplum gerçekten refah içinde midir, yoksa sadece rakamlar mı güzeldir?

Emekli köşesi buradan sesleniyor:
Bu mesele ekonomi değil sadece… bu mesele dil, vicdan ve saygı meselesi.

Çünkü bir ülke, emeklisinin gözünün içine bakarken kelimelerini seçemiyorsa…
o ülke aslında geleceğini de seçemiyordur.

Ve final cümlesi şudur:
Emekli “yük” değil…
bu ülkenin hafızasıdır.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *