SİYASETİN GÜRÜLTÜSÜ, GERÇEĞİN FISILTISI VE BİR AVUÇ ETİKET
Bazı günler var… Türkiye’de siyaset, sanki aynı sahnede farklı oyunların üst üste bindiği bir kalabalık tiyatroya dönüşüyor. Herkes bağırıyor, herkes haklı, herkes “son sözü ben söyledim” havasında. Ama ortada ilginç bir şey var: Gürültü artıyor, hakikat geri çekiliyor.
Bakıyorsun; Özgür Özel bir şey söylüyor, gündem titriyor. Başka bir gün başka bir çıkış… Bir bakmışsın tartışma büyümüş, sosyal medya yangın yeri. Siyaset artık sadece Meclis’te değil; cebimizde, ekranımızda, gece uykumuzda bile.
Diğer yanda Kemal Kılıçdaroğlu… Uzun bir yürüyüşün, sabırla örülmüş bir siyasi hafızanın temsil ettiği bir çizgi. Seveni de çok, eleştireni de. Ama değişmeyen bir şey var: Bu ülkede hiçbir siyasi figür, tartışmanın dışında kalamıyor.
Ve Ekrem İmamoğlu… Yerel siyasetten çıkıp ülke ölçeğine taşan bir figür. Artık sadece bir belediye başkanı değil; bir “siyasi anlam alanı”. Kimine göre umut, kimine göre hedef tahtası.
En tepede ise Recep Tayyip Erdoğan… Türkiye siyasetinin uzun yıllardır değişmeyen merkez çekimi. Her şey ona göre hizalanıyor, her tartışma bir şekilde onunla kesişiyor. Sevsinler ya da eleştirsinler, bu gerçek değişmiyor: Türkiye siyaseti onun gölgesini tanıyor.
Şimdi mesele şu…
Siyaset, bir liderlik yarışından çok bir “algı fırtınası”na dönmüş durumda. Kim daha hızlı konuşursa o kazanıyor sanılıyor. Kim daha sert çıkarsa o güçlü sanılıyor. Ama gerçek öyle değil.
Gerçek; sessiz çalışıyor.
Bir ülkede ekonomi konuşulurken insanlar cebini tutuyorsa, orada slogan değil hesap önemlidir. Bir ülkede adalet tartışılıyorsa, orada bağıran değil denge kuran önemlidir. Bir ülkede siyaset bu kadar kutuplaşmışsa, orada en büyük eksik şey “ortak akıl”dır.
“Türkiye’de herkes konuşuyor, kimse dinlemiyor.” İşte tam da o cümle, bugünün özeti gibi.
Bir başka gerçek daha var: Bu ülkede insanlar artık siyasetçiyi sadece ne dediğiyle değil, neyi sustuğuyla da okuyor. Ve belki de en çok orada yanılıyor ya da haklı çıkıyor.
Son söz mü?
Siyaset bir bağırma sanatı değil. Bir yön bulma meselesi.
Ve bazen en güçlü cümle, hiç söylenmeyen cümledir.