CHP’de Mesele Koltuk mu, Karakter mi?
Siyasetin en acımasız aynası kriz zamanlarıdır.
14–28 Mayıs seçimleri ve ardından gelen kurultay süreci…
Bu süreç bize bir şeyi çok net gösterdi:
Kim duruyor, kim eğiliyor.
Kim omurgalı, kim rüzgâr güllesi.
Bu artık bir yorum değil.
Bu, çıplak gerçek.
Kemal Kılıçdaroğlu yıllarca bu partiyi taşıdı.
Sakin, sabırlı, inatçı bir yürüyüşle…
Kolay değildi.
İftira vardı. Linç vardı.
Ama dışarıdan gelen hiçbir dalga, içeriden açılan kapı kadar yıkıcı olmadı.
Evet…
O kapıyı içeriden açtılar.
Şimdi kimse çıkıp buna “siyasi rekabet” demesin.
Bu başka bir şey.
Adını koyalım:
İlkesizlik.
İkiyüzlülük.
Ve evet… ihanete yaklaşan bir siyaset tarzı.
Çünkü yoldaşlık dediğin şey,
güneşliyken yan yana fotoğraf vermek değil;
fırtınada dağılmamaktır.
Ama gördük ki bazıları için “solculuk”,
sadece işine geldiğinde giyilen bir montmuş.
Bir de işin başka bir boyutu var.
Uşak’ta yaşanan iddialar…
Parti yönetiminin refleksi…
“Bekleyelim” tavrı…
Siyaset bazen beklemeyi kaldırmaz.
Özellikle ahlak tartışmasının ortasında duruyorsan.
Çünkü toplumun terazisi hızlıdır.
Ve o terazi şunu sorar:
“Sen şimdi ne yapıyorsun?”
Cevap gecikirse, güven gider.
Babala TV’deki tartışmalar…
Gençlerin hali…
Tarihle bağı kopmuş bir siyaset dili…
Bir kuşak var;
ezberden konuşuyor,
ama neyi savunduğunu tam bilmiyor.
Bu sadece onların suçu değil.
Bu, partinin hafıza problemi.
Geçmişi bilmeyen,
geleceği inşa edemez.
Bu kadar basit.
Ve işin en tehlikeli kısmı:
“Eleştirirsen karşı tarafın adamısın” dili.
Bu, siyasetin kanseridir.
Çünkü eleştiriyi susturur,
yanlışı büyütür.
Bir partiyi dış saldırı değil,
içerideki körleşme bitirir.
Bakın, mesele bir kişi meselesi değil artık.
Ne Kılıçdaroğlu tek başına hikâye,
ne başkası tek başına çözüm.
Mesele şu:
Siyaset ahlakı kalacak mı, kalmayacak mı?
Ve son söz net:
Eğer bu parti bölünecekse…
Bu bölünme koltuk için değil,
karakter için olsun.
Bir tarafta
ilkesini satanlar,
Diğer tarafta
ne olursa olsun dik duranlar.
O zaman en azından herkes safını bilir.
Çünkü günün sonunda siyaset şuna indirgenir:
Mesele makam değil.
Mesele duruş.
Ve bazı duruşlar vardır…
Kaybetsen bile kazanırsın.