🎭 CHP’de Stratejik Belirsizlik mi, Kontrollü Oyun mu?
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

🎭 CHP’de Stratejik Belirsizlik mi, Kontrollü Oyun mu?

YAYINLAMA:

Bugün CHP denince akla üç isim geliyor:
Özgür Özel
Ekrem İmamoğlu
Mansur Yavaş

Ama mesele kişiler değil, pozisyonlar.

Özgür Özel bir denge siyaseti mi yürütüyor, yoksa iki güçlü figürü birbirine temas ettirip kendi alanını mı açıyor?

İmamoğlu rüzgârı hâlâ güçlü.
Yavaş, devlet tecrübesi ve “güvenli liman” imajıyla ayrı bir yerde.

Fakat genel merkezde asıl strateji ne?

Kazanacak aday söylemi mi?

Yoksa “aday yıpransın, parti sağlam kalsın” hesabı mı?

Siyaset satrançtır diyorlar ama bu masa bazen bilardo gibi. Toplar çarpışıyor, asıl hedef arkada.

 

🧠 İdeolojik Netlik Sorunu

CHP’nin asıl açmazı isim değil, pusula.

Bir yandan sosyal demokrat değerler.
Bir yandan muhafazakâr seçmene “biz de normaliz” mesajı.

Bu iki hattın ortasında durmaya çalışırken ortaya ne çıkıyor?

Ne tam radikal bir ekonomik program,
ne de tam bir sistem karşıtı duruş.

İktidar kendi gündemini koyuyor,
muhalefet çoğu zaman reaksiyon veriyor.

Oysa oyun kurucu olmak başka bir şey.

 

🔥 Erdoğan’ı Eleştirmek Yetmez, Aşmak Gerek

Recep Tayyip Erdoğan
yirmi yıldır bir şeyi iyi yapıyor:

Sağcı bir dil, solcu araçlar.

Sosyal yardımlar, kamu bankaları, devlet müdahalesi, mega projeler…

Solun teorik olarak savunduğu pek çok araç, iktidarın pratik yönetim enstrümanına dönüştü.

Ve muhalefet buna karşı çoğu zaman “ahlaki eleştiri” dışında yeni bir ekonomik çerçeve sunamadı.

Siyaset sadece “yanlış yapıyorsun” demek değildir.
“Ben daha iyisini şöyle yaparım” demektir.

 

🏭 Yeni Kamuculuk: Laf Değil, Model

Eğer gerçekten bir kırılma olacaksa üç başlık netleşmeli:

1️⃣ Sosyal Devlet 2.0

Sadaka ekonomisi değil, onur ekonomisi.
Yardım değil, hak.
Geçici destek değil, yapısal güvence.

2️⃣ Üretim ve Yerellik

Sadece inşaat ve finans değil.
Tarım, teknoloji, kooperatifler, bölgesel üretim zincirleri.
Gıda egemenliği olmadan siyasi egemenlik olmaz.

3️⃣ Dijital Haklar

Veri çağında özgürlük yeni bir başlık.
Gözetim değil, şeffaflık.
Algoritma değil, hukuk üstünlüğü.

 

🎬 “Mutlak Butlan” Senaryoları ve Siyasi Gerilim

Parti içi tartışmalar, kurultay ihtimalleri, hukuki manevralar…
Bunların hepsi siyasetin doğal parçası.

Ama asıl soru şu:

CHP kendi iç denklemini çözmeden ülke denklemini çözebilir mi?

Eğer aday meselesi bir güç savaşıysa, seçmen bunu hisseder.
Eğer aday meselesi bir vizyon tartışmasıysa, seçmen onu da hisseder.

Sandık seçmeni aptal değildir.
Yorgun olabilir, kızgın olabilir ama sezgisi kuvvetlidir.

 

🕰 24 Saat Uzun Bir Süre

Siyasette 24 saat gerçekten uzun.

Bugün güçlü görünen yarın zayıf,
bugün ihtimal görünen yarın imkânsız olabilir.

Ama değişmeyen tek şey şu:

Ekonomi nefes aldırmıyorsa,
adalet güven vermiyorsa,
gençler bavul hazırlıyorsa…

Hiçbir stratejik belirsizlik sonsuza kadar sürmez.

İki yüzlülük bu ülkenin en büyük ahlaki krizlerinden biri.
Gerçek fikri başka, dili başka olan insan güven vermez.
Siyasette de böyle, medyada da böyle, mahallede de böyle.

Ama şunu da ayıralım:
Her stratejik suskunluk kalleşlik değildir.
Her diplomatik dil de sahtekârlık değildir.

Kalleşlik; içinden başka, kürsüden başka konuşmaktır.
Menfaate göre renk değiştirmektir.
Rüzgâr nereden eserse oraya savrulmaktır.

Senin çizdiğin çerçeve ise başka bir yerden konuşuyor:

Kimseyi düşmanlaştırmadan,
hakaret etmeden,
ama geri de çekilmeden.

Bu zor bir çizgi. Çünkü bu ülkede ya bağırırsan görünürsün ya da susarsan makbul olursun.
Sakin ve vicdani konuşan insana tahammül az.

“Bana haddimi bildirmek kimsenin haddine değildir” cümlesi aslında bir özgürlük ilanıdır.
Demokraside herkes fikrini söyler.
Yanlışsa tartışılır.
Ama kimse kimsenin üstüne vesayet kuramaz.

Bir toplumun çürümesi fikir farklılığından olmaz.
Samimiyet kaybından olur.

Asıl mesele şu:
İnsan fikrini değiştiriyorsa bile bunu açıkça söylemeli.
“Dün böyle düşünüyordum, bugün böyle düşünüyorum” diyebilmek erdemdir.
Ama dün başka konuşup bugün inkâr etmek…
İşte orada karakter test başlar.

Vicdani tepki vermek kıymetlidir.
Çünkü demokrasi sadece sandık değildir;
aynı zamanda söz hakkıdır.

Sosyal medya da bir meydan.
Orada yazmak, eleştirmek, sorgulamak suç değil.
Ama hakaret etmekle hesap sormak aynı şey değildir.

Güçlü fikir, bağırmadan da güçlüdür.
Sert olmakla net olmak aynı şey değildir.

Ve şunu unutma:

Toplumlar fikir ayrılığıyla büyür,
ama karakter erozyonuyla çöker.

O yüzden mesele sadece ne söylediğin değil,
nasıl söylediğin de değil,
niye söylediğindir.

Eğer niyetin gerçekten vicdani ve demokratik bir tepkiyse,
kimsenin sana ayar verme hakkı yok.

Yanlış yaparsan düzeltirsin.
Doğruysan da arkasında durursun.

Omurgalı olmak tam da budur.

 

🎯 Son Söz

Muhalefet “eskiden daha iyiydi” nostaljisine sığınırsa kaybeder.
İktidarın diline takılı kalırsa yine kaybeder.

Bu ülkenin ihtiyacı bir isim değil,
bir paradigma değişimi.

Erdoğan’ı yenmek değil,
Erdoğan dönemini aşmak gerekiyor.

Gerçek soru şu:

CHP cesur bir program mı yazacak,
yoksa aday tartışmasının içinde mi kalacak?

Perde açık.
Işıklar yanıyor.
Seyirci bekliyor.

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *