Sevgi Günü: Dünyayı Kurtaran En Eski, En Yeni Duygu

Sevgi Günü: Dünyayı Kurtaran En Eski, En Yeni Duygu

YAYINLAMA: | GÜNCELLEME:

Dünyayı ne teknoloji kurtaracak, ne siyaset, ne de yüksek duvarlar…
Dünyayı sevgi kurtaracak. Ama öyle filtreli, vitrinlik, story’lik sevgi değil. Koşulsuz, amasız, karşılıksız, saf ve net olanından bahsediyoruz. Hani insanın içinden gelen, hesap kitap yapmadan uzattığı el gibi…

Ben elmayı seviyorum diye elma beni sevmek zorunda değil. Sevgi zaten alışveriş değildir. Borsa grafiği hiç değildir. Sevgi; verdiğinle zenginleştiğin, paylaştıkça çoğalan tek sermayedir.

Aşık Veysel’in hayatına baktığımızda sevginin sözlük karşılığını görürüz aslında. Eşinin onu terk edeceğini anladığında, ayakkabısının içine para koyduğu anlatılır. Gittiği yerde dara düşmesin diye… Düşünsene… Kalbi kırılan adam, kırıldığı yerden merhamet çıkarıyor. İşte sevgi bazen gitmesine izin vermektir, ama düşmesine gönlün razı olmamasıdır.

Bugün böyle sevgiler parmakla sayılacak kadar azaldı. Çünkü tahammülümüz eksildi. Sabır kaslarımız eridi. Artık pire için yorgan yakmıyoruz sadece; yorganla birlikte anıları, dostlukları, yılları da tutuşturuyoruz. Sonra o yangının ortasında kalıp “Nerede hata yaptık?” diye kendi dumanımızda boğuluyoruz.

Oysa sevgi emek ister. Fedakârlık ister. Empati ister. Sevgi; mesajlara kalp emojisi bırakmak değil, kalbin kendisini ortaya koymaktır. Çok sıradan görünür ama en zor sınavdır. Çünkü sevgi, egoyu susturmayı ister. İnsan en çok kendine yenilir.

Sevgi bana göre baş dönmesi değildir. Ruhunda kelebekler uçuşması hiç değildir. O, ayağı yere basan bir duygudur. Gerçektir. Kalıcıdır. İz bırakır. Ve o izler silinmez. Zaman geçer, şehirler değişir, insanlar uzaklaşır ama sevginin bıraktığı iz kalbin duvarında grafiti gibi kalır.

Bir de sevgi sadece kadın ve erkek arasında yaşanan bir duygu değildir. Dostlukta vardır. Evlatta vardır. Sokaktaki bir hayvana uzatılan su kabında vardır. Bir yaşlının elini tutarken vardır. Memleket sevgisinde vardır. İnsan bazen bir şehri sever, bazen bir türküyü, bazen de hiç tanımadığı birinin gözlerindeki hüznü…

Sevginin tek adı yoktur. Tek tanımı yoktur. Her insanın kalbinde başka bir lehçeyle konuşur.

Belki de en büyük mesele şu: Sevdiğimizi söylemekte cimriyiz. Hissettiğimizi göstermekte çekingeniz. Oysa hayat, içimizden geçenleri ertelemek için fazla kısa. Sevgi saklanınca bayatlar, paylaşıldıkça tazelenir.

Dileğim şu…
Sevdiğimizin ve sevildiğimizin farkına vardığımız günler çoğalsın. İnsanlar birbirine mesafe değil, merhamet koysun. Sevgi bulaşıcı bir hastalık gibi yayılsın. Maskesi, karantinası olmasın. “Bana bulaşmasın” diyenlere bile sinsice dokunsun.

Çünkü dünya sevgiden mahrum kaldığında karanlık büyür. Ama bir insan bir insanı gerçekten sevdiğinde, işte orada bir güneş doğar.

Ve belki de kurtuluş, o küçük güneşlerin çoğalmasında saklıdır… 🌿

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *