Belediyeler "Arpalık" Değildir

Belediyeler "Arpalık" Değildir

YAYINLAMA:

Toplumun en doğrudan temas ettiği kamu kurumu olan belediyelerin şeffaflık ve liyakatle yönetilmesi, bir ülkenin demokratik olgunluğunun aynasıdır. 

​Belediyeler, seçimle gelip koltuğa oturanların şahsi mülkü değil; tüyü bitmemiş yetimin hakkının olduğu halkın emanetidir. 

Ancak ne yazık ki son dönemde belediyelerin birer hizmet kapısı olmaktan çıkıp, akraba kayırmacılığı ve yandaşçılıkla anılan kurumlar haline geldiğine şahit oluyoruz.

​Bir belediye başkanı düşünün; yanına müdür olarak liyakatli bir uzmanı değil de yeğenini, kuzenini veya siyasi yandaşını alıyor. 

Bu sadece etik bir sorun değildir. 

Anayasamızın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’na açıkça aykırıdır. 

Liyakatsiz atama demek, iş bilmeyen kadrolar demektir; iş bilmeyen kadrolar ise halkın parasının çöpe gitmesi, hizmetin durması demektir.

​Hukuk sistemimiz bu usulsüzlüklere karşı aslında net duvarlar örmüştür.

4734 sayılı Kamu İhale Kanunu, ihalelere akrabaların girmesini yasaklar. 

Aksini yapanlar ağır hapis cezalarıyla karşı karşıyadır.
​ 
Türk Ceza Kanunu; zimmet, irtikap ve ihaleye fesat karıştırmayı "ağır suç" olarak tanımlar. 

Kamu malını kişisel kazanç kapısı yapanlar, kanun önünde hesap vermek zorundadır.
​ 
Belediye Kanunu'na aykırı yapılan her yetkisiz atama ve usulsüz harcama, TCK 257 kapsamında cezalandırılması gereken bir suçtur.

​Özellikle belediye iştirakleri ve şirketleri, denetimden uzak "arpalıklar" haline getirilmemelidir. 

Sayıştay raporlarında sıkça rastladığımız mali usulsüzlükler, halkın yoluna, suyuna, parkına gidecek paranın kimlerin cebine girdiğinin belgesidir. 

İç denetim mekanizmalarının işletilmemesi, 5018 sayılı Kanun’un açıkça ihlalidir.

​Bu çürüme karşısında yetkililere büyük sorumluluk düşüyor. 

İçişleri Bakanlığı ve ilgili müfettişler, Sayıştay bulgularını ihbar kabul ederek derhal harekete geçmelidir. 

Ancak en büyük sorumluluk biz vatandaşlardadır.

​Belediyelerin "babasının çiftliği" gibi yönetilmesine karşı şeffaflık talep etmek her birimizin hakkıdır. 

CİMER üzerinden, savcılıklar kanalıyla veya demokratik tepkimizle bu hukuksuzlukların takipçisi olmalıyız. 

Unutmayın; belediye kasasından haksızca çıkan her kuruş, sizin ve çocuklarınızın geleceğinden çalınmaktadır.

​Değişim; partizanlıkla değil, liyakat ve hukukun üstünlüğüyle başlar.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *