Kartal’dan Bakınca: Herkes Benim Gibi Düşünsün Değil, Herkes Düşünsün
yazar
Gazeteci Rıza Başkan
Tüm Yazıları

Kartal’dan Bakınca: Herkes Benim Gibi Düşünsün Değil, Herkes Düşünsün

YAYINLAMA:

Bu memleketin en büyük yanılgısı şu:
“Herkes benim gibi düşünsün.”
Hayır.
Herkes düşünsün. Nokta.

Kartal’da sabah yürüyüşüne çıkan emekli amcanın da düşünsün,
akşam vardiyasından çıkan genç kadının da,
kirayı denkleştirmek için üç işte birden çalışan üniversitelinin de…

Çünkü düşünmeyen toplumda mizah büyür.
Mizah büyür ama gülmekten değil, utanmaktan.

Bak etrafına Kartal.
Yüzsüzlük normalleşti, normal olan tuhaflaştı.
“%100 helal” etiketli her şey piyasada.
Uyuşturucu bile paketlenmiş; maneviyat soslu, vicdan sıfır kalorili.
Cennete kestirmeden gitmek isteyenler var;
ama dünyada başkasına cehennemi yaşatmaktan da çekinmiyorlar.

Kedisever sayısı artsın diye bekliyoruz hâlâ.
Ama krediseverlik, kendiniseverlik zirvede.
Oysa bir toplum, kendini değil birbirini sevdiği gün düzelir.

Çok partili demokrasi mi?
Evet, Kartal’dan bakınca tablo daha net:
Uyuşturucu partisi,
ahlak vaazı yapıp karanlıkta grup fotoğrafı çekenler,
“kral çıplak” diyenler az,
çıplağa alkış tutanlar çoğunluk.

Gençlerin yüzde 70’i ailesinin cebine tutunarak hayatta.
Geçim sıkıntısı değil bu artık;
gençim sıkıntısı.
Ve asıl mesele seçim sıkıntısı.

13 milyon emekli…
Bir ülkenin hafızası, alın teri, geçmişi.
Açlık sınırının altına itilmiş bir tarih.
Şimdi soralım Kartal’dan ülkeye:
Bu iktidarı emekli etmenin zamanı gelmedi mi?

İlaç fiyatları artıyor.
Hastaya acı reçete, halka sabır vaadi.
Oysa bu ekonomi pansumanla değil,
ameliyatla kurtulur.
Hem de acilen.

Kazdağları’nda orman yok edilir,
su kurur, toprak susar,
sonra gidip “yılın çevrecisi” ödülü verilir.
Madalyanın yanına bir de ruhsat koysalardı,
ikiyüzlülük tam set olurdu.

Tribünler uyuşmuştu zaten,
şimdi mahkeme salonlarına taşan iddialar var.
Futbolun gerçekten neyi uyuşturduğu ilk kez bu kadar net konuşuluyor.

“Dindar nesil” dediler.
Cennet vaadiyle büyüyüp,
dünya zevklerinde dağılan bir kuşak çıktı ortaya.
Ahlak vitrinlik, vicdan stokta yok.

Günah keçileri kesiliyor,
çoban koltuğunu bırakmıyor.
Strateji basit:
Sürü dağılmasın, gerçek konuşulmasın.

Kartal Meydanı bugün sadece bir buluşma noktası değil, bir itiraz cümlesiydi.
Cumhuriyet Halk Partisi meydanlardaydı.
Slogan netti, sesi berrak: “Gerçekleri bilmeye hakkınız var.”

Bu bir seçim sloganı değil, bir yurttaş hatırlatmasıydı.
Çünkü gerçek, artık saklanarak değil bastırılarak yönetiliyor.
Çünkü ekranlar susarken meydanlar konuşmak zorunda kalıyor.

Kartal’da söylenen söz, Ankara’ya not düşüldü.
Gençlerin neden ailesine muhtaç bırakıldığı,
emeklinin neden pazarda yarım kilo domatesle eve döndüğü,
neden taşınmanın bile lüks sayıldığı bu düzende
insanlar gerçeği bilmek değil, gerçeği yaşamak istiyor.

CHP Kartal’da şunu söyledi aslında:
“Algıyla değil, akılla yönetilmek istiyoruz.”

Ve meydan cevap verdi.
Sessizce değil;

Ve sonra…
Kartal’ın vicdanı geçti bu sokaklardan.
Nihal Korkmaz.

Sesi yüksek değildi ama izi derindi.
Rozet için değil, duruş için vardı.
Sandık günü de oradaydı,
sandık sonrası da.
Mutfağın dumanını da biliyordu,
sahanın çamurunu da.

Nihal Abla,
Kartal’ın hafızasında bir cümle değil,
bir paragraftı.
Eksikliği hemen hissedilenlerden.

Toprağı ışık alsın.
Göğü serinlik versin.
İyiler erken gidiyor diyorlar ya,
belki de cennet bahçeleri dolmak üzere.

Ben bir Kemalistim.
Teşkilatım bu Cumhuriyet.
Adresim bu toprakların her karışı.
Görevim belli:
Bu memleketi sahipsiz bırakmamak.

Kartal’da kiradan kaçmaya çalışırken
103 bin lira taşınma masrafına toslayan insanın öfkesi de siyasettir.
“5 bin lira az ödeyeceğim” diye düzenini bozamayanın çaresizliği de.

1 Ocak 2026 geliyor.
Yasalar, harçlar, belgeler…
Hepsi kâğıtta.
Ama hayat sokakta.

Kartal sokakta.
Ve sokak diyor ki:
Herkes benim gibi düşünsün değil,
herkes düşünsün.

Gerisi zaten gelir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *