Delege olmak...

Delege olmak...

YAYINLAMA:

 

 Bu kelime, bazıları için sadece bir unvan, bir protokolle oturma hakkı veya bir fotoğraf karesinde yer alma fırsatı gibi görünebilir. 

Oysa ki bu görev, ne alkışla ne de koltukla ölçülebilecek kadar derindir. 

Delegelik, sadece geçici bir şeref değil, aksine bedeli olan bir namustur. 

​Delegeler, kapı kulu veya birilerinin emir eri değildir. 

Onlar, en başta temsil ettikleri üyelerin ve davanın vicdanıdır. 

Her bir delege, kendi iradesi, özgür düşüncesi ve onuruyla hareket eden, kararlarını kişisel çıkar ya da baskılarla değil, sadece sorumluluk bilinciyle alan birer özgür bireydir.

 ​Unutmayalım ki delege sıfatı, kişiye geçici bir güç verir; ancak asıl güç, bu görevi layıkıyla, dürüstçe ve temsil ettiği kitleye ihanet etmeden yerine getirmekte yatar. 

Bir delege için en büyük başarı, bir sonraki seçimde tekrar seçilmek değil, görev süresi bittiğinde arkasında şerefle yerine getirilmiş bir görev ve lekesiz bir vicdan bırakmaktır. ​

Bu nedenle, delegelik bir unvan değil, taşınması gereken ağır bir sorumluluktur.

 Bu sorumluluk, bir vebaldir. 

Ve bu vebali omuzlayan herkes bilmelidir ki; 

Delegelik, her şeyden önce bir namus meselesidir.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *