Fahiş Fiyat ve İtirazın Bedeli, ✍️ Erol Altunoğlu

Fahiş Fiyat ve İtirazın Bedeli, ✍️ Erol Altunoğlu

YAYINLAMA:

Sıkça karşılaştığımız, hatta artık kanıksanmaya başlanan bir durum: fahiş fiyat artışları.

Bu kez mesele, cep telefonu faturası üzerinden yaşanan bir olayla gündeme geliyor. Ancak bu olay, yalnızca bir fiyat tartışmasından ibaret değil; tüketicinin itiraz hakkının bile nasıl cezaya dönüşebildiğini gösteren çarpıcı bir örnek.

Bir Fatura, Bir Fırsatçılık Öyküsü

Hikâyemiz, mevcut tarifesine 360 para birimi ödeyen bir vatandaşın, telefon firmasından aldığı bir aramayla başlıyor.
Firma yetkilisi, yeni sözleşme fiyatının 970 birim olacağını söylüyor; ardından “size özel indirim” diyerek fiyatı 680 birime düşüreceklerini teklif ediyor.

İlk bakışta cazip görünen bu teklifin ardındaki matematik basit ama rahatsız edici:
Başlangıçta talep edilen fiyat, eski bedelin neredeyse üç katı.

Bu tür uygulamalar, “önce şişir, sonra indirim yap” anlayışının tipik örneği.
Yani, tüketiciye “bak, sana indirim yaptık” duygusunu yaşatırken aslında reel fiyatı artırmanın psikolojik bir manipülasyonu.

Bir Vatandaşın İtirazı: Ders Gibi Bir Cümle

Vatandaşın yanıtı ise oldukça net ve yerinde:

“Siz fırsatçılık yapıyorsunuz. Devlet kendi gelirlerinin artışında bile yüzde 25 gibi makul bir oran uygularken, sizin bu fahiş teklifiniz, zorunlu bir hak üzerinden mala çökme suçudur.”

Bu cümle yalnızca bir tepki değil, toplumun giderek artan bir kesiminin hissiyatını da özetliyor.

İtiraz Etmenin Suçu Mu Var?

Ne var ki, hikâyenin en düşündürücü kısmı burada başlıyor.
Bu vatandaş, fiyat artışına karşı itiraz ettikten sonra kendini adliyede şüpheli olarak buluyor.

Basit bir tüketici tepkisinin yargı sürecine dönüşmesi, “hak arama” kültürünün nasıl erozyona uğradığını gösteriyor.

Bu durum, topluma şu tehlikeli mesajı veriyor:

“Sesini çıkarma, razı ol.”

Oysa temel bir hizmette maliyet artışıyla orantısız, ölçüsüz ve kontrolsüz fiyat uygulamaları sadece ticari ahlaka değil, doğrudan vatandaşın alım gücüne ve hak duygusuna da saldırıdır.

Sessiz Çığlıkların Ülkesi

Zorunlu hizmetlerde fahiş fiyatlara razı olmak zorunda kalan milyonlarca insanın sessiz çığlığı, itiraz eden bir vatandaşın adliyede şüpheli konumuna düşmesiyle trajik bir simgeye dönüşüyor.

Bu tablo, şu soruyu yeniden gündeme getiriyor:

“Devletin uyguladığı artış oranı neden özel sektörün iştahını frenlemiyor?”

Hak aramanın bedelinin bu kadar ağır olması, bir toplumun adalet terazisini sessizce eğiyor.

Son Söz

Hukuki sürecin nasıl sonuçlanacağını bilemeyiz.
Ancak bildiğimiz bir şey var:
Şeffaflık, etik ve hakkaniyet, yalnızca ticaretin değil, toplumsal adaletin de temeli olmalıdır.

Fahiş fiyatın asıl bedeli, bazen sadece cebimizden değil, adalet duygumuzdan da alınır.

🖋️ Erol Altunoğlu
GÜNESAV HABER – “Gerçeğin Güneşi, Sav’ın Sesi.”

 

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *