GünesavHaber GÜNDEM HABERLERİ Fatih Altaylı Tahliye Edildi: Serbestlik Var, Özgürlük Hâlâ Tartışmalı

Fatih Altaylı Tahliye Edildi: Serbestlik Var, Özgürlük Hâlâ Tartışmalı

🟨 “Serbestlik var ama özgürlük hâlâ şartlı.” 🟨 “Bu dava sadece bir gazetecinin değil, bir toplumun sınavıydı.”

22 Haziran’dan bu yana Silivri Cezaevi’nde tutuklu bulunan gazeteci Fatih Altaylı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararıyla tahliye edildi.
YouTube kanalında yaptığı bir konuşma gerekçe gösterilerek “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” suçlamasıyla tutuklanan Altaylı, 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Dosya hâlâ açık. Dava sürüyor. Yani bu bir beraat değil, bir duraklama.

Altı ay.
Takvimde kısa, hayatta uzun bir süre.
Altaylı bu sürede sadece demir parmaklıkları değil, sistemin reflekslerini de yakından gördü.

Tahliye Geldi Ama Soru Yerinde Duruyor

Mahkeme, mevcut delil durumu ve tutukluluk süresini dikkate alarak tahliye kararı verdi.
Karar sosyal medyada ikiye böldü:

“Geç kalınmış ama doğru” diyenler,

“Zaten olmaması gereken bir tutuklamaydı” diyenler.

Tartışma tam da burada başlıyor.

Çünkü mesele yalnızca Fatih Altaylı değil.
Mesele, bu ülkede konuşmanın bedeli.

Mesaj Alındı mı? Evet.

Bu dosya bir hukuk dosyası olmanın ötesinde, topluma gönderilmiş net bir mesajdır:

“Seni içeri alırım.
Sonra çıkarırım.
Ama aklın içeride kalır.”

Altaylı artık özgür mü?
Fiziken evet.
Zihnen, hepimiz gibi, sınırları ezberlemiş halde.

Bu süreç şunu gösterdi:

Gazeteci var ama gazetecilik dar bir alana sıkışmış durumda

Medya var ama haber riskli

Eleştiri var ama dozajı sürekli tartılıyor

Serbestlik var ama özgürlük hâlâ şartlı

Korku İstisna Değil, Yeni Normal

Bu ülkede haksızlık herkesin gözü önünde yaşanıyor.
Ama bedel ödemeye gelince, kalabalıklar sessizleşiyor.

Bu sessizlik, iktidar için en güvenli alan.
Çünkü korku yaygınlaştığında, meşruiyet ihtiyacı azalır.
Rıza üretmeye gerek kalmaz.

Bugün gelinen nokta bir “otoriterlik” tartışmasının ötesinde:
Bu, toplumun siyasal özne olmaktan çıkma sürecidir.

Seçim Var Ama Risk Yok

İktidar artık şunu biliyor:
Karşısında örgütlü, cesur ve bedel ödemeyi göze alan bir toplumsal irade yok.

Bu yüzden seçim, bir mücadele değil; bir formalite olarak görülüyor.
Bu yüzden “ne yaparsam yapayım” rahatlığı var.

Sorun bir kişinin gücü değil.
Sorun, karşısında duracak bir toplumun dağınık ve yorgun olması.

Son Söz

Tahliye Edildi Ama Herkes Biraz Daha İçeri Girdi

Fatih Altaylı tahliye edildi.
Dosya kapanmadı.
Sadece kapı aralandı.

Bu ülkede artık cezaevine girmek kadar,
oradan nasıl çıktığın da mesajdır.

Altaylı içerideyken kimler vardı yanında?
Kimler gerçekten risk aldı?
Kimler sosyal medya cümleleriyle vicdanını rahatlattı?

Bu dava bize şunu gösterdi:
Herkes haksızlığı görüyor,
ama bedeli başkasının ödemesini bekliyor.

İktidarın gücü buradan geliyor.
Toplumun suskunluğundan.
Alışmışlığından.
“Bana dokunmayan yılan” refleksinden.

Bugün gazeteci yargılanıyor.
Yarın akademisyen.
Ertesi gün sıradan bir yurttaş.

Hepsi için yöntem aynı:
Önce içeri al.
Sonra çıkar.
Ama sınırı zihne kazı.

Bu yüzden mesele bir kişinin tahliyesi değil.
Mesele, toplumun “hayır” deme kasının felç olması.

Korku içselleştiğinde,
iktidarın sandığa bile ihtiyacı kalmaz.

Çünkü karşısında artık bir toplum değil,
sessiz bir kalabalık vardır.

Ve unutmayalım:
İnsanları diz çöktüren şey,
başkalarının gücü değil,
kendi korkularıdır.

Fatih Altaylı’nın tahliyesi elbette önemlidir.
Ama asıl mesele şudur:

Bu ülkede konuşan yalnız kalıyorsa,
özgürlük yalnızca bir kelimedir.

Unutulmamalı:
İnsanlara diz çöktüren başkalarının gücü değil, kendi korkularıdır.

Ve korku bir kez norm hâline gelirse,
zindan sadece cezaevlerinde kalmaz.

Yorumlar
* Bu içerik ile ilgili yorum yok, ilk yorumu siz yazın, tartışalım *