💥 Ses kaydı soruşturması: Savcılık harekete geçti
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, duruşma sırasında hukuka aykırı şekilde alınan ses kaydının X’te paylaşılması üzerine, Türk Ceza Kanunu’nun 286. maddesi kapsamında resen soruşturma başlattığını açıkladı.
Yani artık sadece dava değil, davayı kaydedenler de soruşturmanın öznesi.
⚖️ Salonun buz kestiği an: İmamoğlu–hakim diyaloğu
Ekrem İmamoğlu savunmasında “Bu absürt davada dört taraf var: 19 yaşındaki ben…” dediği anda tansiyon bir anda yükseldi.
Hakim lafı kesti:
“O dönem maddi durumunuz kötü müydü?”
İmamoğlu ise ok gibi saplayan şu yanıtı verdi:
“Dosyada en çok bu mu ilginizi çekti hakim bey? Çok kötü bir giriş yaptınız.”
Ardından salonu elektriğe bağlayan sözler geldi:
“19 yaşındaki bir insanın sahteciliği olmaz. Sizce olur mu?”
Hakim: “Burada sorgulanan ben değil sizsiniz.”
İmamoğlu: “Gerekirse sorgulanırsınız hakim bey.”
Salonda nefesler tutuldu.
🔥 “Askerliğimi de iptal edin, doğum belgemi de iptal edin!”
Hakim dosyadaki belgeleri karıştırırken, “Askerliği de bedelli yapmışsınız” deyince, İmamoğlu’nun cevabı hem ironik hem sarsıcıydı:
“Onu da iptal edin. Askerliğimi de iptal edin, doğum belgemi de iptal edin. Allah’tan annem babam burada!”
Arka sıralara dönüp gülümsemesi ise, salonun buz gibi atmosferine bir anlık sıcaklık kattı.
🎯 “Bu dava benim adaylığımı engelleme davasıdır”
İmamoğlu sözlerini daha da sertleştirdi:
“İptal edilen onlarca diplomanın içinde yalnızca benimki dava konusu. Neden?
Cumhurbaşkanı Adayı olduğum için olabilir mi?”
Hakim:
“Bilemiyorum.”
İmamoğlu:
“Bilemezsiniz tabii… Çok zor bir soru bu.”
📌 Hakim değişikliği tartışması: ‘Doğal yargıç’ ilkesi masada
İmamoğlu’nun avukatı, duruşmadan bir gün önce yine hakimin değişmesine dikkat çekerek:
“Bu doğal yargıç ilkesine aykırıdır. Müvekkilim her duruşmada yeni hakimle karşılaşıyor.” dedi.
Hakim ise duruşmayı 16 Şubat 2026’ya erteledi; fakat kararı yazdırmadan salondan çıkması, tartışmaları daha da büyüttü.
💔 Duruşma sonunda İmamoğlu’nun son sözü:
“Çok yazık, çok. Sizin yargıçlığınız beş para etmez.”
Bu söz, duruşma salonunun beton duvarlarından değil, ülkenin sinir uçlarından yankılandı.